12. yargı paketi olarak anılan 7589 sayılı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Paket tek bir alanla sınırlı değil: İcra ve İflâs Kanunu’ndan Türk Ceza Kanunu’na, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndan Türk Borçlar Kanunu’na kadar on ayrı kanunda değişiklik öngörüyor. Belirsiz alacak davasının kaldırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) rejiminin yeniden yazılması ve izale-i şuyu satışlarında mirasçılara öncelik tanınması, uygulamada en çok konuşulacak başlıklar arasında.
Güncel durum: Kanun kabul edildi, ancak henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadığından yürürlüğe girmemiştir. Yayımlanana kadar mevcut hükümler uygulanmaya devam eder — bugün itibarıyla belirsiz alacak davası açılabilir, HAGB mevcut hâliyle uygulanır, icra satışlarında eski usul geçerlidir. Kanun Resmî Gazete’de yayımlandığında bu yazı güncellenecektir.
Aşağıda 7589 sayılı Kanun’un getirdiği değişiklikleri madde numaralarıyla birlikte ele alıyoruz. Metin boyunca anlatılanlar, Kanun yürürlüğe girdiğinde geçerli olacak düzenlemelerdir.
12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Kanun, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir. Yürürlük hükmü Kanun’un 26. maddesinde düzenlenmiş durumda ve üç farklı takvim öngörüyor:
- Kanun’un 3. maddesi (Danıştay Kanunu geçici m. 27 değişikliği): 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde.
- Kanun’un 11, 12 ve 22. maddeleri (Türk Medenî Kanunu m. 440 ve m. 444 ile HMK m. 149 değişiklikleri): yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra.
- Diğer tüm maddeler: yayımı tarihinde.
Yani belirsiz alacak davasının kaldırılması, HAGB değişiklikleri, faiz oranı düzenlemesi ve icra satışlarına ilişkin kurallar, Kanun Resmî Gazete’de yayımlandığı gün itibarıyla hüküm doğuracak. Vesayet altındaki malların elektronik satışı ile uzaktan duruşmaya ilişkin imza kolaylığı ise yayımdan sonraki üç aylık geçiş süresinin ardından uygulanmaya başlayacak.
Yayım tarihi henüz belli olmadığı için bu süreleri şimdilik somut bir takvime bağlamak mümkün değil. Devam eden bir dosyanız varsa, aşağıdaki geçiş kurallarının hangi tarihe göre işleyeceğini yayım gününde yeniden değerlendirmek gerekecek.
Kanun ayrıca ayrıntılı bir geçici madde (Geçici m. 1) içeriyor. Bu madde, hangi değişikliğin derdest dosyalara uygulanacağını ayrı ayrı belirliyor. Aşağıda ilgili başlıklarda bu geçiş kurallarına da değindik.
İcra ve İflâs Kanunu Değişiklikleri (7589 s. K. m. 1)
Paket, İcra ve İflâs Kanunu (İİK) tarafında hem idare aleyhine yapılacak takipleri hem de ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) satışlarını doğrudan etkileyen değişiklikler öngörüyor.
İdare aleyhine icra takibinde önce başvuru zorunluluğu
İdare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılması engelleniyor. Alacaklının önce ilgili idareye yazılı olarak başvurması ve bir ay beklemesi zorunlu hâle geliyor. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa icra takibi yoluna gidilebilecek.
Düzenlemenin amacı, idarenin zaten ödeyeceği alacaklar için gereksiz icra takibi açılmasını ve kamu bütçesine icra masrafı gibi ek külfetler binmesini önlemek. Yürürlüğe girdikten sonra uygulamadaki anlamı şu olacak: idare aleyhine kazanılmış bir ilamınız varsa, takip açmadan önce başvurunuzu yazılı ve kayıt altına alınmış şekilde yapmanız, bir aylık sürenin başlangıcını belgelemeniz gerekecek.
Birinci artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılacak
İİK m. 114/2’ye eklenen cümleye göre; tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmişse birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak. Kanun bu usulün bir defaya mahsus uygulanacağını da açıkça belirtiyor.
Bu artırmada teklif eşiği de farklı olacak: İİK m. 114/7’nin yeniden yazılan (8) numaralı bendine göre, birinci artırmanın sadece mirasçılar arasında yapıldığı hâllerde teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekecek. İkinci artırmada ise genel kural sürüyor: muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacaklar toplamından hangisi fazlaysa o miktarın ve paraya çevirme–paylaştırma masraflarının aşılması aranacak.
Aile taşınmazlarının üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önlemeyi amaçlayan bu düzenleme, miras kaynaklı ortaklıklarda dava ve satış stratejisini değiştirecek. Somut bir taşınmazın bu kapsama girip girmediği tapu ve veraset kayıtlarının incelenmesini gerektirir; Alanya gayrimenkul avukatı desteğiyle yürütülen bir ön inceleme, artırma öncesinde hangi usulün uygulanacağını netleştirmek bakımından önem taşır.
Paydaşların teminat muafiyeti kaldırılıyor
Mevcut uygulamada ortaklığın giderilmesi satışlarında pay sahipleri teminat yatırmadan artırmaya katılabiliyor. Kanun bu ayrıcalığı kaldırıyor: yürürlükten sonra paydaşlar da diğer katılımcılar gibi teminat göstermek zorunda olacak.
Değişikliğin gerekçesi uygulamadaki somut bir suistimal: teminat yatırmayan paydaşlar fahiş teklifler verip artırmayı kilitliyor, sonra ihale bedelini ödemeyerek satışı iptal ettirebiliyordu. Teminat zorunluluğu bu davranışın maliyetini doğrudan teklif verenin üzerine bırakıyor.
Buna karşılık iki muafiyet netleştiriliyor. Yeniden düzenlenen (6) numaralı bende göre, satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine başvurursa, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacak. Açık artırmalarda Hazine teminat göstermekten muaf olacak.
İhale bedelini yatırmayana idari para cezası
(9) numaralı bent, kötü niyetli ihale davranışlarına karşı ciddi bir yaptırım getiriyor. Yürürlükten sonra:
- En yüksek teklifi verip süresinde ihale bedelini yatırmayanın teminatı iade edilmeyecek; önce satış masraflarından mahsup edilecek, kalanı icra dosyalarında alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödenecek.
- Bedeli yatırmayan kişi satış isteyen alacaklı ise, muhammen bedelin yüzde onu kendi alacağından mahsup edilecek ve bu satış için yapılan masraf borçluya yüklenmeyip kendi üzerinde bırakılacak.
- Ortaklığın giderilmesinde bedeli yatırmayanın teminatı, satış masrafları düşüldükten sonra paydaşlara payları oranında ödenecek. Bedeli yatırmayan kişi paydaşsa, teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında dağıtılacak.
- Ayrıca bu kişiye, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilecek. Ceza, satışı yapan icra dairesi veya satış memuru tarafından uygulanacak ve tahsili için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil dairesine bildirilecek.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(1) uyarınca bu değişiklikler, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak; o satışlarda eski hükümler geçerli olmaya devam edecek.
Noterlik Kanunu: Evrak Akışı Dijitalleşiyor (7589 s. K. m. 2)
Noterlik Kanunu m. 55 baştan yazılıyor. Yeni düzenlemeye göre mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı evrakın aslını isterse noter bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylayacak, onaylı örneği kendi arşivinde aslın yerinde saklayacak ve aslı ilgili mercie gönderecek.
Onaylı örnek istendiğinde ise noter, aslı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla imzalayarak oluşturduğu örneği elektronik ortamda gönderecek. Elektronik gönderim imkânı yoksa fiziki onaylı örnek gönderilecek. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta masrafı ve tarifeyle belirlenen yol masrafı dışında harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil hiçbir ücret alınmayacak.
İdari Yargıda Görev, İstinaf ve Temyiz Değişiklikleri (7589 s. K. m. 3-6)
Tek hâkimle görülecek davalarda parasal sınır 486 bin TL’ye çıkıyor
2576 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası yeniden yazılıyor. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere, konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenecek. Ayrıca şu davalar da tek hâkim kapsamına alınıyor:
- Uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuranlar hariç, öğrenci disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar,
- Kamu görevlileri hakkındaki geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
- Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
- Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyenler hariç, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyelerine verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar,
- 2022 sayılı Kanun’un (65 yaşını doldurmuş muhtaçlara aylık bağlanması) uygulanmasından doğan davalar.
Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki “yirmibeşbin” ibaresi de “dört yüz seksen altı bin” olarak değiştiriliyor. Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(2) uyarınca bu değişiklikler yalnızca yürürlükten sonra açılan davalara uygulanacak.
Gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunun reddi (İYUK m. 45/3)
Bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulduğunda, sonucu doğru olmakla birlikte gerekçeyi hatalı veya eksik bulduğunda gerekçeyi değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıklar düzeltilebiliyorsa düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verebilecek. Böylece sırf gerekçe hatası nedeniyle dosyanın kaldırılıp sürecin uzaması önlenmiş olacak.
Dosyanın geri gönderilmesi hâlleri sınırlandırılıyor (İYUK m. 45/5)
Kaldırma ve geri gönderme sebepleri yedi bent hâlinde sayılıyor: ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin diğer nihai kararlara karşı başvurunun haklı bulunması, görevsiz/yetkisiz mahkeme veya reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkimce bakılmış olması, dilekçe reddi gerekirken karar verilmesi, eksik veya yanlış hasımla tekemmül, talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm, keşif/bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi ve duruşma yapılmadan karar verilmesi. Kanun, bu hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceğini açıkça yazıyor. Ayrıca bölge idare mahkemesi, keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliğini kendisi giderebilecek.
Kaldırma üzerine yeniden verilen kararlara temyiz yolu (İYUK m. 46/2)
İYUK m. 46’ya eklenen ikinci fıkrayla, birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırdıktan sonra yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz edilebilecek. Ancak tek hâkimle görülen davalar, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, 3091 sayılı Kanun ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar ile sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar bu yolun dışında tutuluyor. Maddenin (c) bendi ise yürürlükten kaldırılıyor.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(3) uyarınca bu değişiklik, yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlara uygulanacak.
Kanun’un 3. maddesiyle ayrıca Danıştay Kanunu geçici m. 27’de yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” olarak değiştiriliyor ve aynı maddenin on yedinci fıkrasının 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmayacağı hükme bağlanıyor.
Hâkimler ve Savcılar ile Adli Tıp Kurumuna İlişkin Değişiklikler (7589 s. K. m. 7-9)
Kanun’un 7. maddesiyle Adli Tıp Kurumu mevzuatında mülga 26. madde yeniden düzenleniyor: adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi şartı getiriliyor; ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirleniyor.
8. maddeyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10. maddesine hâkim ve savcı yardımcılarının eğitimi ile yazılı ve sözlü sınavlarına ilişkin ayrıntılı fıkralar ekleniyor. Sözlü sınav; mevzuat–içtihat–uygulama bilgisi, mesleki yeterlilik, özgüven ve temsil kabiliyeti ile Türkçeyi etkin kullanma ve genel kültür başlıklarının her biri yirmi beşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılacak.
Hukuki konuda bilirkişiye başvuran hâkime uyarma cezası
Kanun’un 9. maddesiyle 2802 sayılı Kanun’un 63. maddesinin ikinci fıkrasına yeni bir bent ekleniyor: “Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak“, uyarma cezasını gerektiren fiiller arasına giriyor.
Düzenleme, bilirkişilik kurumunun amacından sapmasını hedef alıyor. Hâkimin kendi yapması gereken hukuki değerlendirmeyi bilirkişiye devretmesi hem yargılamayı gereksiz yere uzatıyor hem de bilirkişi raporunun hukuki nitelendirme içermesi gibi usule aykırı sonuçlar doğurabiliyor. Tarafların bakış açısından bu değişiklik, özellikle teknik olmayan hukuki uyuşmazlıklarda bilirkişi masrafının ve aylarca süren rapor bekleme sürecinin azalması anlamına gelebilir.
Kanuni Faiz Oranında Yeni Formül (7589 s. K. m. 10)
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi değiştiriliyor. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle belirlenmemişse, ödeme yıllık olarak TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacak.
Ayrıca dinamik bir düzeltme mekanizması öngörülüyor: söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık’ında uygulanan orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacak.
Bu değişiklik, yürürlüğe girdiğinde ticari alacak takiplerinden tazminat davalarına kadar geniş bir alanda faiz hesabını doğrudan etkileyecek. Devam eden veya açılacak alacak dosyalarında faiz hesabının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir; ticari uyuşmazlıklarda bu değerlendirme için Alanya ticaret hukuku avukatı ile çalışmak yerinde olacaktır.
Türk Medenî Kanunu: Vesayet Altındaki Malların Satışı Elektronik Portala Taşınıyor (7589 s. K. m. 11-12)
TMK m. 440’ın birinci fıkrasına “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi ekleniyor. TMK m. 444/2 ise yeniden yazılıyor: satış, UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılacak ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak; onama kararının ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekecek.
Bu iki madde, Kanun’un yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecek. Geçici m. 1/(5) uyarınca, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak.
Türk Ceza Kanunu: Hesap ve Kart Verenler İçin Ceza İndirimi (7589 s. K. m. 13)
TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra, uygulamada çok tartışılan bir soruna yanıt getiriyor. Buna göre, TCK m. 157 ve m. 158’deki dolandırıcılık suçlarına iştirakin; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek.
Geçici m. 1/(6) ve (7) ayrıntılı bir geçiş rejimi kuruyor: kanun yolu incelemesindeki dosyalardan bu fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecek. İnfaz aşamasındaki ve haklarında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlüler ise, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecek.
Bu düzenleme, yürürlüğe girdiğinde hesabını kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılıktan yargılanan çok sayıda kişinin dosyasını doğrudan etkileyecek. Somut dosyada fıkranın uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı teknik bir değerlendirme gerektirir; Alanya ceza avukatı desteğiyle dosyanın gözden geçirilmesi düşünülebilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Değişiklikleri (7589 s. K. m. 14-17)
Genetik inceleme sonuçları: kayıt ve imha rejimi (CMK m. 80)
Moleküler genetik inceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği delil olarak dosyada saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilecek. Bu bilgiler;
- kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde derhâl,
- diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle,
Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilecek ve bu husus tutanağa geçirilecek. İlgili kişi, bu süre içinde saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hâkim veya mahkemeden silinmesini talep edebilecek. Kayıtlar yalnızca yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim ya da savcı kararıyla kullanılabilecek; savcı kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecek.
HAGB rejimi yeniden yazılıyor (CMK m. 231/5-14)
CMK m. 231’in beşinci ila on dördüncü fıkraları tümüyle değiştiriliyor. Öne çıkan başlıklar:
- Sınır aynı kalıyor: Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise HAGB’ye karar verilebilecek.
- Denetim süresi beş yıl. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemeyecek. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı duracak.
- Yükümlülük ihlalinde esneklik: Denetim süresinde kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklayacak. Ancak yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecek.
- Kanun yolu değişiyor: CMK m. 272/3 saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek; karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açık olacak. İnceleme, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılacak.
- Kapsam dışı suçlar: HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda uygulanmayacak (CMK m. 231/14).
HAGB’de sanığın rıza şartı kaldırılıyor
Paketin en dikkat çekici başlıklarından biri bu. Mevcut düzenlemede HAGB kararı verilebilmesi için sanığın bunu kabul etmesi gerekiyor; sanık kabul etmezse mahkeme HAGB’ye karar veremiyor. Yeniden yazılan CMK m. 231/6’da bu koşul yer almıyor — rıza şartı kaldırılıyor.
Uygulamadaki karşılığı önemli. Mevcut sistemde HAGB’yi kabul eden sanık, hükmün denetlenmesini talep etme imkânından büyük ölçüde vazgeçmiş oluyordu; bu nedenle beraat bekleyen sanıklar HAGB’yi reddedip yargılamanın sürmesini tercih edebiliyordu. Yeni düzenleme bu tercihi ortadan kaldırıyor, ancak bunu telafi eden bir denge kuruyor: yukarıda değinildiği gibi HAGB kararına karşı istinaf yolu açılıyor (CMK m. 231/12). Yani sanık, kararı kabul etmek zorunda kalmakla birlikte, onu kanun yoluna taşıma imkânı kazanıyor.
Bu iki değişikliğin birlikte okunması gerekiyor: rıza şartının kaldırılması tek başına savunma hakkını daraltırken, istinaf yolunun açılması denetim imkânını genişletiyor. Yürürlükten sonra HAGB kararı verilen dosyalarda kanun yoluna başvuru süresinin ve gerekçelerinin dikkatle takip edilmesi gerekecek.
Kaçak sanık ve yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 247/3)
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek; ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek. Güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecek.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi üç aya çıkıyor (CMK m. 308)
Yargıtay ceza dairelerinin, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilecek. Sanığın lehine itirazda süre aranmayacak. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, istemde bulunabilecekleri de sayıyor: sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olanlar.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(8) uyarınca üç aylık süre, yürürlükten sonra teslim edilen dosyalara uygulanacak.
Türk Borçlar Kanunu: Tazminatta Faiz Başlangıcı ve Oransal Mahsup (7589 s. K. m. 18)
TBK m. 55’e eklenen fıkralarla, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcı ikiye ayrılıyor:
- Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata, haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilecek.
- Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.
Ayrıca bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecek. Geçici m. 1/(9) uyarınca değişiklik, yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiil ve zarar doğuran olaylara uygulanacak; önceki olaylarda maddenin mevcut hükümleri geçerli olmaya devam edecek.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Belirsiz Alacak Davası Kaldırılıyor (7589 s. K. m. 19-25)
HMK m. 107 yürürlükten kaldırılıyor
Kanun’un 19. maddesiyle belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 yürürlükten kaldırılıyor. Geçici m. 1/(10) uyarınca kaldırılan madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecek.
Kanun henüz yürürlüğe girmediği için bugün itibarıyla belirsiz alacak davası açılması mümkün olmaya devam ediyor. Ancak yayım tarihi yaklaştıkça bu tercihin dikkatle değerlendirilmesi gerekecek.
Kısmi davada artırım hakkı (HMK m. 109/4)
Kaldırılan kurumun yerine, HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra geçiyor: alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecek. Üstelik zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
Bu ikili değişiklik, özellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin gibi işçilik alacaklarında dava stratejisini kökten değiştirecek; alacağın belirli mi belirsiz mi olduğu tartışması yerini kısmi dava + artırım modeline bırakacak. Devam eden veya açılacak dosyalarda hangi yolun izleneceği konusunda Alanya iş hukuku avukatı ile önceden değerlendirme yapılması yararlı olacaktır.
Duruşmalar arasındaki süreye üç aylık üst sınır (HMK m. 147/3)
Duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacak. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecek.
Uzaktan duruşmada imza kolaylığı (HMK m. 149/4)
Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılanlar hakkında, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Bunun istisnası, HMK m. 154/3-(ç)’de belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri. Bu madde de yayımdan üç ay sonra yürürlüğe girecek.
Birleştirme ve ayırma kararlarında kanun yolu (HMK m. 166, 168)
HMK m. 166/1’in ikinci cümlesi değiştiriliyor: ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacak. HMK m. 168 ise yeniden yazılıyor: aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen davalara ilişkin birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecek. İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinafa, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyize ise ancak hükümle birlikte gidilebilecek. Kanun ayrıca bu hususun tek başına kaldırma veya bozma sebebi olmayacağını belirtiyor.
İstinafın yeniden esas hakkında verdiği kararlarda temyiz (HMK m. 362/3)
Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verirse, kabul edilen ya da reddedilen kısım HMK m. 341/2’deki parasal sınırın üzerindeyse temyiz edilebilecek. İki istisna öngörülüyor: bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın bu parasal sınırı geçmemesi ve kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlleri.
Yargıtay sırf görev veya yetki sebebiyle bozamayacak (HMK m. 371)
İstinaf incelemesinden geçmiş dosyalarda Yargıtay, sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı veremeyecek.
Bu, uygulamada sık rastlanan bir mağduriyeti hedef alıyor: yıllarca süren bir yargılamanın en son aşamada, esasa ilişkin hiçbir sorun bulunmadığı hâlde sırf mahkemenin sıfatı veya yeri nedeniyle bozulup en baştan başlaması. Yürürlükten sonra, dosya istinaf denetiminden geçmişse görev/yetki itirazı tek başına bozma sonucu doğurmayacak. Bu değişiklik, makul sürede yargılanma hakkı bakımından davanın son aşamalarındaki en büyük belirsizliklerden birini ortadan kaldırıyor.
Bu Değişiklikler Sizi Nasıl Etkileyecek?
Aşağıdaki değerlendirmeler, Kanun Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdikten sonra geçerli olacak durumu anlatıyor. Bugün açılacak davalar ve başlatılacak takipler bakımından hâlen mevcut hükümler uygulanır.
İşçilik alacağı davası düşünüyorsanız: Belirsiz alacak davası kaldırılıyor. Yürürlükten sonra açılacak dosyalarda kısmi dava açıp tahkikat sonuna kadar bir kez artırım yapma yolu izlenecek. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları ise geçici madde uyarınca eski hükümlere göre yürümeye devam edecek.
Miras kaynaklı bir taşınmazda ortaklığın giderilmesi süreciniz varsa: Yürürlük tarihinde satış ilanı henüz yapılmamışsa birinci artırma yalnızca mirasçılar arasında ve muhammen kıymetin tamamı üzerinden yapılacak. İlanı yapılmış satışlarda eski usul geçerli kalacak.
Bir açık artırmaya katılmayı planlıyorsanız: Yürürlükten sonra en yüksek teklifi verip bedeli süresinde yatırmamanın maliyeti ağırlaşacak — teminatın kaybı yanında teklif bedelinin yüzde beşi oranında idari para cezası da gündeme gelecek. Paydaş olsanız dahi teminat yatırmanız gerekecek.
İdare aleyhine ilamınız varsa: Yürürlükten sonra doğrudan icra takibi başlatamayacaksınız; önce yazılı başvuru ve bir aylık bekleme süresi gerekecek.
Dolandırıcılık dosyanız kanun yolunda veya infaz aşamasındaysa: TCK m. 158/4 ve geçici maddedeki hükümler, iştiraki hesap/kart verme fiiliyle sınırlı kişiler bakımından yürürlükten sonra yeni bir değerlendirme imkânı doğurabilir.
Ceza yargılamanız sürüyorsa: HAGB’de rıza şartının kaldırılması ve buna karşılık istinaf yolunun açılması, savunma stratejisini yürürlük tarihinden sonra yeniden kurmayı gerektirebilir.
Alacak veya tazminat dosyanız varsa: Kanuni faiz oranının hesaplanma yöntemi değişiyor; ayrıca destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcı ikiye ayrılıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girecek?
7589 sayılı Kanun 16/7/2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi, ancak henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadı. Kanun’un 26. maddesine göre maddelerin büyük çoğunluğu yayımı tarihinde yürürlüğe girecek; Türk Medenî Kanunu m. 440 ve m. 444 ile HMK m. 149 değişiklikleri (Kanun’un 11, 12 ve 22. maddeleri) ise yayımdan üç ay sonra uygulanmaya başlayacak. Kanun’un 3. maddesi 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Yayım tarihi henüz belli değildir.
12. Yargı Paketi şu anda uygulanıyor mu?
Hayır. Kanun Resmî Gazete’de yayımlanmadığı için yürürlüğe girmemiştir. Bugün açılan davalarda ve başlatılan icra takiplerinde mevcut hükümler uygulanır.
Belirsiz alacak davası kaldırılıyor mu? Açtığım dava ne olacak?
HMK m. 107 yürürlükten kaldırılıyor. Ancak Geçici m. 1/(10) uyarınca kaldırılan madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecek. Yani hâlihazırda derdest olan belirsiz alacak davalarınız eski rejime göre görülmeye devam edecek. Kanun yürürlüğe girene kadar yeni belirsiz alacak davası açılması da mümkündür.
Belirsiz alacak davasının yerine ne geçiyor?
HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra. Kısmi dava açan taraf, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tahkikatın sonuna kadar artırabilecek; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
HAGB kararına karşı istinafa gidilebilecek mi?
Evet. Yeni CMK m. 231/12’ye göre, m. 272/3 hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu da açık olacak. Aynı düzenlemeyle HAGB’de sanığın rıza şartı kaldırılıyor.
İzale-i şuyu satışında birinci artırmaya üçüncü kişiler katılabilecek mi?
Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak ve bu usul bir defaya mahsus uygulanacak. Bu artırmada teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekecek.
Kanuni faiz oranı nasıl hesaplanacak?
Sözleşmede faiz miktarı belirlenmemişse, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni uygulanacak. Bu oran 30 Haziran’da beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’daki oranın yüzde sekseni geçerli olacak.
Değerlendirme ve İletişim
12. yargı paketi, usul hukukunun birçok noktasında yerleşik uygulamayı değiştirmeyi öngörüyor. Özellikle geçici maddedeki geçiş kuralları, aynı konudaki iki dosyanın farklı rejimlere tabi olması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle her dosyanın açılış tarihi, satış ilanı tarihi veya kararın verildiği tarih ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kanun henüz yürürlüğe girmediğinden, bugün atılacak adımlarda mevcut hükümler esas alınır. Buna karşılık yayım tarihinin yaklaşması, bazı işlemlerin zamanlaması bakımından belirleyici olabilir.
Devam eden bir dosyanızın bu değişikliklerden nasıl etkileneceğini ya da yeni açacağınız bir davada hangi yolun izlenmesi gerektiğini konuşmak isterseniz, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı 21 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla günceldir; Kanun Resmî Gazete’de yayımlandığında güncellenecektir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.