12. yargı paketi olarak anılan 7589 sayılı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildikten sonra 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Paket tek bir alanla sınırlı değil: İcra ve İflâs Kanunu’ndan Türk Ceza Kanunu’na, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndan Türk Borçlar Kanunu’na kadar on üç ayrı kanunda değişiklik yaptı. Belirsiz alacak davasının kaldırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) rejiminin yeniden yazılması ve izale-i şuyu satışlarında mirasçılara öncelik tanınması, uygulamada en çok konuşulan başlıklar arasında.
Yürürlük durumu: 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı ve maddelerinin büyük çoğunluğu 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Kanun’un 3. maddesi, 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Yalnızca 11, 12 ve 22. maddeler (Türk Medenî Kanunu m. 440 ve m. 444 ile HMK m. 149 değişiklikleri) yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Ayrıntılı geçiş kuralları için Kanun’un Geçici 1. maddesine bakılmalıdır.
Aşağıda 7589 sayılı Kanun’un getirdiği değişiklikleri madde numaralarıyla birlikte ele alıyoruz. Metin boyunca anlatılan düzenlemeler, aksi açıkça belirtilmedikçe 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yürürlüktedir.
12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı. Yürürlük hükmü Kanun’un 26. maddesinde düzenlenmiş durumda ve üç farklı takvim öngörüyor:
- Kanun’un 3. maddesi (Danıştay Kanunu geçici m. 27 değişikliği): 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, yani 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi.
- Kanun’un 11, 12 ve 22. maddeleri (Türk Medenî Kanunu m. 440 ve m. 444 ile HMK m. 149 değişiklikleri): yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
- Diğer tüm maddeler: yayımı tarihinde, yani 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Yani belirsiz alacak davasının kaldırılması, HAGB değişiklikleri, faiz oranı düzenlemesi ve icra satışlarına ilişkin kurallar 31 Temmuz 2026 itibarıyla hüküm doğurmaya başladı. Vesayet altındaki malların elektronik satışı ile uzaktan duruşmaya ilişkin imza kolaylığı ise üç aylık geçiş süresinin ardından, 31 Ekim 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacak.
Devam eden bir dosyanız varsa, aşağıdaki geçiş kurallarının hangi tarihe göre işleyeceğini bu iki tarihi (31 Temmuz 2026 ve 31 Ekim 2026) esas alarak değerlendirmek gerekir.
Kanun ayrıca ayrıntılı bir geçici madde (Geçici m. 1) içeriyor. Bu madde, hangi değişikliğin derdest dosyalara uygulanacağını ayrı ayrı belirliyor. Aşağıda ilgili başlıklarda bu geçiş kurallarına da değindik.
İcra ve İflâs Kanunu Değişiklikleri (7589 s. K. m. 1)
Paket, İcra ve İflâs Kanunu (İİK) tarafında ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) satışlarını ve açık artırma usulünü doğrudan etkileyen değişiklikler getirdi. Kanun’un 1. maddesi, İİK m. 114’ün ikinci fıkrasına yeni cümleler ekledi ve yedinci fıkranın (6), (8) ve (9) numaralı bentlerini yeniden yazdı.
Birinci artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılıyor
İİK m. 114/2’ye eklenen cümleye göre; tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmişse birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Kanun bu usulün bir defaya mahsus uygulanacağını da açıkça belirtiyor.
Bu artırmada teklif eşiği de farklıdır: İİK m. 114/7’nin yeniden yazılan (8) numaralı bendine göre, birinci artırmanın sadece mirasçılar arasında yapıldığı hâllerde teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekir. İkinci artırmada ise genel kural sürüyor: muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacaklar toplamından hangisi fazlaysa o miktarın ve paraya çevirme–paylaştırma masraflarının aşılması aranır.
Aile taşınmazlarının üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önlemeyi amaçlayan bu düzenleme, miras kaynaklı ortaklıklarda dava ve satış stratejisini değiştiriyor. Somut bir taşınmazın bu kapsama girip girmediği tapu ve veraset kayıtlarının incelenmesini gerektirir; Alanya gayrimenkul avukatı desteğiyle yürütülen bir ön inceleme, artırma öncesinde hangi usulün uygulanacağını netleştirmek bakımından önem taşır. Miras kaynaklı ortaklık ve paylaşım davaları için miras hukuku sayfamıza da bakılabilir.
Teminat muafiyeti yeniden düzenlendi
Yeniden yazılan (6) numaralı bent, artırmaya katılırken teminat göstermekten muaf olacakları sınırlı biçimde sayıyor. Buna göre satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine başvurursa, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmaz. Açık artırmalarda Hazine teminat göstermekten muaftır.
Bendin yeni hâlinde ortaklığın giderilmesi satışlarında pay sahiplerine tanınan teminat muafiyetine yer verilmiyor. Değişikliğin arka planında uygulamadaki somut bir suistimal bulunuyor: teminat yatırmayan katılımcılar fahiş teklifler verip artırmayı kilitleyebiliyor, sonra ihale bedelini ödemeyerek satışı iptal ettirebiliyordu. Teminat zorunluluğu bu davranışın maliyetini doğrudan teklif verenin üzerine bırakıyor.
İhale bedelini yatırmayana idari para cezası
(9) numaralı bent, kötü niyetli ihale davranışlarına karşı ciddi bir yaptırım getiriyor. Yeni düzenlemeye göre:
- En yüksek teklifi verip süresinde ihale bedelini yatırmayanın teminatı iade edilmez; önce satış masraflarından mahsup edilir, kalanı icra dosyalarında alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödenir.
- Bedeli yatırmayan kişi satış isteyen alacaklı ise, muhammen bedelin yüzde onu kendi alacağından mahsup edilir ve bu satış için yapılan masraf borçluya yüklenmeyip kendi üzerinde bırakılır.
- Ortaklığın giderilmesinde bedeli yatırmayanın teminatı, satış masrafları düşüldükten sonra paydaşlara payları oranında ödenir. Bedeli yatırmayan kişi paydaşsa, teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında dağıtılır.
- Ayrıca bu kişiye, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilir. Ceza, satışı yapan icra dairesi veya satış memuru tarafından uygulanır ve tahsili için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil dairesine bildirilir.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(1) uyarınca bu değişiklikler, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz; o satışlarda eski hükümler geçerli olmaya devam eder.
İcra takibi, haciz ve satış aşamalarının genel çerçevesi için icra hukuku hizmeti sayfamıza bakılabilir.
Noterlik Kanunu: Evrak Akışı Dijitalleşiyor (7589 s. K. m. 2)
Noterlik Kanunu m. 55 baştan yazıldı. Yeni düzenlemeye göre mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı evrakın aslını isterse noter bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar, onaylı örneği kendi arşivinde aslın yerinde saklar ve aslı ilgili mercie gönderir.
Onaylı örnek istendiğinde ise noter, aslı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla imzalayarak oluşturduğu örneği elektronik ortamda gönderir. Elektronik gönderim imkânı yoksa fiziki onaylı örnek gönderilir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmez; posta masrafı ve tarifeyle belirlenen yol masrafı dışında harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil hiçbir ücret alınmaz.
İdari Yargıda Görev, İstinaf ve Temyiz Değişiklikleri (7589 s. K. m. 3-6)
Tek hâkimle görülecek davalarda parasal sınır 486 bin TL’ye çıktı
2576 sayılı Kanun‘un 7. maddesinin birinci fıkrası yeniden yazıldı. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere, konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir. Ayrıca şu davalar da tek hâkim kapsamına alındı:
- Uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuranlar hariç, öğrenci disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar,
- Kamu görevlileri hakkındaki geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar,
- Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
- Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyenler hariç, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyelerine verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar,
- 2022 sayılı Kanun’un (65 yaşını doldurmuş muhtaçlara aylık bağlanması) uygulanmasından doğan davalar.
Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki “yirmibeşbin” ibaresi de “dört yüz seksen altı bin” olarak değiştirildi. Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(2) uyarınca bu değişiklikler yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalara uygulanır.
Gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunun reddi (İYUK m. 45/3)
Bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulduğunda, sonucu doğru olmakla birlikte gerekçeyi hatalı veya eksik bulduğunda gerekçeyi değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıklar düzeltilebiliyorsa düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verebilir. Böylece sırf gerekçe hatası nedeniyle dosyanın kaldırılıp sürecin uzaması önlenmiş oluyor.
Dosyanın geri gönderilmesi hâlleri sınırlandırıldı (İYUK m. 45/5)
Kaldırma ve geri gönderme sebepleri yedi bent hâlinde sayılıyor: ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin diğer nihai kararlara karşı başvurunun haklı bulunması, görevsiz/yetkisiz mahkeme veya reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkimce bakılmış olması, dilekçe reddi gerekirken karar verilmesi, eksik veya yanlış hasımla tekemmül, talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm, keşif/bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi ve duruşma yapılmadan karar verilmesi. Kanun, bu hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceğini açıkça yazıyor. Ayrıca bölge idare mahkemesi, keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliğini kendisi giderebilir.
Kaldırma üzerine yeniden verilen kararlara temyiz yolu (İYUK m. 46/2)
İYUK m. 46’ya eklenen ikinci fıkrayla, birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırdıktan sonra yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz edilebilir. Ancak tek hâkimle görülen davalar, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, 3091 sayılı Kanun ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar ile sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar bu yolun dışında tutuldu. Maddenin (c) bendi ise yürürlükten kaldırıldı.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(3) uyarınca bu değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlara uygulanır.
Kanun’un 3. maddesiyle ayrıca Danıştay Kanunu geçici m. 27’de yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” olarak değiştirildi ve aynı maddenin on yedinci fıkrasının 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmayacağı hükme bağlandı. Bu madde, 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
Hâkimler ve Savcılar ile Adli Tıp Kurumuna İlişkin Değişiklikler (7589 s. K. m. 7-9)
Kanun’un 7. maddesiyle Adli Tıp Kurumu mevzuatında mülga 26. madde yeniden düzenlendi: adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi şartı getirildi; ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlendi.
8. maddeyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu‘nun 10. maddesine hâkim ve savcı yardımcılarının eğitimi ile yazılı ve sözlü sınavlarına ilişkin ayrıntılı fıkralar eklendi. Sözlü sınav; mevzuat–içtihat–uygulama bilgisi, mesleki yeterlilik, özgüven ve temsil kabiliyeti ile Türkçeyi etkin kullanma ve genel kültür başlıklarının her biri yirmi beşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır.
Hukuki konuda bilirkişiye başvuran hâkime uyarma cezası
Kanun’un 9. maddesiyle 2802 sayılı Kanun’un 63. maddesinin ikinci fıkrasına yeni bir bent eklendi: “Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak“, uyarma cezasını gerektiren fiiller arasına girdi.
Düzenleme, bilirkişilik kurumunun amacından sapmasını hedef alıyor. Hâkimin kendi yapması gereken hukuki değerlendirmeyi bilirkişiye devretmesi hem yargılamayı gereksiz yere uzatıyor hem de bilirkişi raporunun hukuki nitelendirme içermesi gibi usule aykırı sonuçlar doğurabiliyor. Tarafların bakış açısından bu değişiklik, özellikle teknik olmayan hukuki uyuşmazlıklarda bilirkişi masrafının ve aylarca süren rapor bekleme sürecinin azalması anlamına gelebilir.
Kanuni Faiz Oranında Yeni Formül (7589 s. K. m. 10)
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun‘un 1. maddesi değiştirildi. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle belirlenmemişse, ödeme yıllık olarak TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır.
Ayrıca dinamik bir düzeltme mekanizması öngörülüyor: söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık’ında uygulanan orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.
Bu değişiklik, ticari alacak takiplerinden tazminat davalarına kadar geniş bir alanda faiz hesabını doğrudan etkiliyor. Devam eden veya açılacak alacak dosyalarında faiz hesabının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir; ticari uyuşmazlıklarda bu değerlendirme için Alanya ticaret hukuku avukatı ile çalışmak yerinde olacaktır.
Türk Medenî Kanunu: Vesayet Altındaki Malların Satışı Elektronik Portala Taşınıyor (7589 s. K. m. 11-12)
TMK m. 440’ın birinci fıkrasına “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi eklendi. TMK m. 444/2 ise yeniden yazıldı: satış, UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılacak ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak; onama kararının ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekecek.
Dikkat: Kanun’un 11 ve 12. maddelerini oluşturan bu iki değişiklik, paketin diğer maddelerinden farklı olarak henüz yürürlükte değil. Yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Geçici m. 1/(5) uyarınca, bu tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak.
Türk Ceza Kanunu: Hesap ve Kart Verenler İçin Ceza İndirimi (7589 s. K. m. 13)
TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra, uygulamada çok tartışılan bir soruna yanıt getirdi. Buna göre, TCK m. 157 ve m. 158’deki dolandırıcılık suçlarına iştirakin; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Geçici m. 1/(6) ve (7) ayrıntılı bir geçiş rejimi kuruyor: kanun yolu incelemesindeki dosyalardan bu fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. İnfaz aşamasındaki ve haklarında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlüler ise, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.
Bu düzenleme, hesabını kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılıktan yargılanan çok sayıda kişinin dosyasını doğrudan etkiliyor. Somut dosyada fıkranın uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı teknik bir değerlendirme gerektirir; Alanya ceza avukatı desteğiyle dosyanın gözden geçirilmesi düşünülebilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Değişiklikleri (7589 s. K. m. 14-17)
Genetik inceleme sonuçları: kayıt ve imha rejimi (CMK m. 80)
Moleküler genetik inceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği delil olarak dosyada saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Bu bilgiler;
- kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde derhâl,
- diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle,
Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir. İlgili kişi, bu süre içinde saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hâkim veya mahkemeden silinmesini talep edebilir. Kayıtlar yalnızca yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim ya da savcı kararıyla kullanılabilir; savcı kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
HAGB rejimi yeniden yazıldı (CMK m. 231/5-14)
CMK m. 231’in beşinci ila on dördüncü fıkraları tümüyle değiştirildi. Öne çıkan başlıklar:
- Sınır aynı kaldı: Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise HAGB’ye karar verilebilir.
- Denetim süresi beş yıl. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
- Yükümlülük ihlalinde esneklik: Denetim süresinde kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Ancak yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
- Kanun yolu değişti: CMK m. 272/3 saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açıktır. İnceleme, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılır.
- Kapsam dışı suçlar: HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda uygulanmaz (CMK m. 231/14).
HAGB’de sanığın rıza şartı kaldırıldı
Paketin en dikkat çekici başlıklarından biri bu. Önceki düzenlemede HAGB kararı verilebilmesi için sanığın bunu kabul etmesi gerekiyordu; sanık kabul etmezse mahkeme HAGB’ye karar veremiyordu. Yeniden yazılan CMK m. 231/6’da bu koşul yer almıyor — rıza şartı kaldırıldı.
Uygulamadaki karşılığı önemli. Önceki sistemde HAGB’yi kabul eden sanık, hükmün denetlenmesini talep etme imkânından büyük ölçüde vazgeçmiş oluyordu; bu nedenle beraat bekleyen sanıklar HAGB’yi reddedip yargılamanın sürmesini tercih edebiliyordu. Yeni düzenleme bu tercihi ortadan kaldırıyor, ancak bunu telafi eden bir denge kuruyor: yukarıda değinildiği gibi HAGB kararına karşı istinaf yolu açıldı (CMK m. 231/12). Yani sanık, kararı kabul etmek zorunda kalmakla birlikte, onu kanun yoluna taşıma imkânı kazandı.
Bu iki değişikliğin birlikte okunması gerekiyor: rıza şartının kaldırılması tek başına savunma hakkını daraltırken, istinaf yolunun açılması denetim imkânını genişletiyor. 31 Temmuz 2026’dan sonra HAGB kararı verilen dosyalarda kanun yoluna başvuru süresinin ve gerekçelerinin dikkatle takip edilmesi gerekiyor.
Kaçak sanık ve yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 247/3)
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir; ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi üç aya çıktı (CMK m. 308)
Yargıtay ceza dairelerinin, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, istemde bulunabilecekleri de sayıyor: sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olanlar.
Geçiş kuralı: Geçici m. 1/(8) uyarınca üç aylık süre, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra teslim edilen dosyalara uygulanır.
Türk Borçlar Kanunu: Tazminatta Faiz Başlangıcı ve Oransal Mahsup (7589 s. K. m. 18)
TBK m. 55’e eklenen fıkralarla, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcı ikiye ayrıldı:
- Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata, haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilir.
- Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Ayrıca bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Geçici m. 1/(9) uyarınca değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiil ve zarar doğuran olaylara uygulanır; önceki olaylarda maddenin eski hükümleri geçerli olmaya devam eder. Trafik ve iş kazası dosyalarında zarar kalemleri ve faiz için tazminat hukuku hizmeti sayfamıza bakılabilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı (7589 s. K. m. 19-25)
HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı
Kanun’un 19. maddesiyle belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı. Geçici m. 1/(10) uyarınca kaldırılan madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder.
Bunun pratik sonucu şu: 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yeni bir belirsiz alacak davası açılamaz. Bu tarihten önce açılmış derdest davalar ise eski rejime göre görülmeye devam eder.
Kısmi davada artırım hakkı (HMK m. 109/4)
Kaldırılan kurumun yerine, HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra geçti: alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Üstelik zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu ikili değişiklik, özellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin gibi işçilik alacaklarında dava stratejisini kökten değiştiriyor; alacağın belirli mi belirsiz mi olduğu tartışması yerini kısmi dava + artırım modeline bırakıyor. Devam eden veya açılacak dosyalarda hangi yolun izleneceği konusunda Alanya iş hukuku avukatı ile önceden değerlendirme yapılması yararlı olacaktır.
Duruşmalar arasındaki süreye üç aylık üst sınır (HMK m. 147/3)
Duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.
Uzaktan duruşmada imza kolaylığı (HMK m. 149/4)
Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılanlar hakkında, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Bunun istisnası, HMK m. 154/3-(ç)’de belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri.
Dikkat: Kanun’un 22. maddesini oluşturan bu değişiklik de henüz yürürlükte değil; yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Birleştirme ve ayırma kararlarında kanun yolu (HMK m. 166, 168)
HMK m. 166/1’in ikinci cümlesi değiştirildi: ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. HMK m. 168 ise yeniden yazıldı: aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen davalara ilişkin birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinafa, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyize ise ancak hükümle birlikte gidilebilir. Kanun ayrıca bu hususun tek başına kaldırma veya bozma sebebi olmayacağını belirtiyor.
İstinafın yeniden esas hakkında verdiği kararlarda temyiz (HMK m. 362/3)
Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verirse, kabul edilen ya da reddedilen kısım HMK m. 341/2’deki parasal sınırın üzerindeyse temyiz edilebilir. İki istisna öngörülüyor: bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın bu parasal sınırı geçmemesi ve kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlleri.
Bu Değişiklikler Sizi Nasıl Etkiliyor?
Aşağıdaki değerlendirmeler, Kanun’un 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren maddeleri bakımından geçerlidir. Vesayet altındaki malların elektronik satışı (TMK m. 440, 444) ve uzaktan duruşmada imza kolaylığı (HMK m. 149/4) bakımından ise 31 Ekim 2026 tarihi beklenmelidir.
İşçilik alacağı davası düşünüyorsanız: Belirsiz alacak davası kaldırıldı. 31 Temmuz 2026’dan sonra açılacak dosyalarda kısmi dava açıp tahkikat sonuna kadar bir kez artırım yapma yolu izlenir. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları ise geçici madde uyarınca eski hükümlere göre yürümeye devam eder. Özellikle SGK Kod 46 ile işten çıkarma gibi haklı fesih ihtilaflarında talep edilecek kıdem ve ihbar tazminatları bakımından açılacak yeni davalarda bu usul kurallarına dikkat edilmelidir.
Miras kaynaklı bir taşınmazda ortaklığın giderilmesi süreciniz varsa: 31 Temmuz 2026 itibarıyla satış ilanı henüz yapılmamışsa birinci artırma yalnızca mirasçılar arasında ve muhammen kıymetin tamamı üzerinden yapılır. İlanı bu tarihten önce yapılmış satışlarda eski usul geçerli kalır.
Bir açık artırmaya katılmayı planlıyorsanız: En yüksek teklifi verip bedeli süresinde yatırmamanın maliyeti ağırlaştı — teminatın kaybı yanında teklif bedelinin yüzde beşi oranında idari para cezası da gündeme geliyor. Teminat muafiyeti ise yalnızca süresinde başvuran satış talep eden alacaklı ile Hazine bakımından geçerli.
Dolandırıcılık dosyanız kanun yolunda veya infaz aşamasındaysa: TCK m. 158/4 ve geçici maddedeki hükümler, iştiraki hesap/kart verme fiiliyle sınırlı kişiler bakımından yeni bir değerlendirme imkânı doğurabilir.
Ceza yargılamanız sürüyorsa: HAGB’de rıza şartının kaldırılması ve buna karşılık istinaf yolunun açılması, savunma stratejisini yeniden kurmayı gerektirebilir.
Alacak veya tazminat dosyanız varsa: Kanuni faiz oranının hesaplanma yöntemi değişti; ayrıca destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcı ikiye ayrıldı.
Sıkça Sorulan Sorular
12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girdi?
7589 sayılı Kanun 16/7/2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanun’un 26. maddesine göre maddelerin büyük çoğunluğu yayımı tarihinde, yani 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Kanun’un 3. maddesi 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Türk Medenî Kanunu m. 440 ve m. 444 ile HMK m. 149 değişiklikleri (Kanun’un 11, 12 ve 22. maddeleri) ise yayımdan üç ay sonra, 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
12. Yargı Paketi şu anda uygulanıyor mu?
Evet. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve maddelerinin büyük çoğunluğu bu tarihten itibaren uygulanıyor. Yalnızca 11, 12 ve 22. maddeler 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Ayrıca Geçici 1. madde, her bir değişikliğin derdest dosyalara nasıl uygulanacağını ayrı ayrı düzenliyor.
Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı? Açtığım dava ne olacak?
HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı ve 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yeni belirsiz alacak davası açılamaz. Ancak Geçici m. 1/(10) uyarınca kaldırılan madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Yani hâlihazırda derdest olan belirsiz alacak davalarınız eski rejime göre görülmeye devam eder.
Belirsiz alacak davasının yerine ne geçti?
HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra. Kısmi dava açan taraf, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tahkikatın sonuna kadar artırabilir; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
HAGB kararına karşı istinafa gidilebilir mi?
Evet. Yeni CMK m. 231/12’ye göre, m. 272/3 hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu da açıktır. Aynı düzenlemeyle HAGB’de sanığın rıza şartı kaldırıldı.
İzale-i şuyu satışında birinci artırmaya üçüncü kişiler katılabilir mi?
Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır ve bu usul bir defaya mahsus uygulanır. Bu artırmada teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekir.
Kanuni faiz oranı nasıl hesaplanıyor?
Sözleşmede faiz miktarı belirlenmemişse, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni uygulanır. Bu oran 30 Haziran’da beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’daki oranın yüzde sekseni geçerli olur.
Değerlendirme
12. yargı paketi, usul hukukunun birçok noktasında yerleşik uygulamayı değiştirdi. Özellikle geçici maddedeki geçiş kuralları, aynı konudaki iki dosyanın farklı rejimlere tabi olması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle her dosyanın açılış tarihi, satış ilanı tarihi veya kararın verildiği tarih ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kanun’un büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten sonra atılacak adımlarda yeni hükümler esas alınır. Vesayet satışları ve uzaktan duruşmada imza konusunda ise 31 Ekim 2026 tarihine kadar mevcut hükümler uygulanmaya devam eder.
Bu yazı, 7589 sayılı Kanun’un 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan resmî metni esas alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.