Sophos Hukuk Bürosu

Giriş ve Genel Çerçeve

İmar barışı kat karşılığı inşaat sözleşmelerini nasıl etkiler? Bu çalışma, Türk imar mevzuatına 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. madde uyarınca yürürlüğe giren “İmar Barışı” uygulaması ve bu kapsamda verilen “Yapı Kayıt Belgesi”nin, özel hukuk alanındaki en yaygın sözleşme tiplerinden biri olan “Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri” (APKİS) üzerindeki hukuki etkilerini ele almaktadır. İmar Barışı, kamuoyunda kaçak ve ruhsatsız yapıların geçici olarak yasal koruma altına alınması amacıyla çıkarılmış idari bir düzenleme olarak kabul edilir. Ancak bu idari belgenin, arsa sahibi ile yüklenici (müteahhit) arasındaki borç ilişkilerine, özellikle de yüklenicinin binayı projeye ve imara uygun, “iskân” (yapı kullanma izin belgesi) alınmış şekilde teslim etme borcuna etkisi, yargı kararlarında ve doktrinde uzun süren tartışmalara yol açmıştır.

Bu çalışmanın odak noktasını, imara ve projeye aykırı olarak inşa edilmiş bir binada, yüklenici veya arsa sahibi tarafından “Yapı Kayıt Belgesi” alınmış olmasının, yükleniciyi imara uygun teslim borcundan kurtarıp kurtarmayacağı sorusu oluşturmaktadır. Ayrıca bu bağlamda, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2019 tarihli, 2018/5361 Esas ve 2019/2479 Karar sayılı emsal ilamı üzerinden, konunun yargısal boyutu; yerel mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) ve Yargıtay aşamalarındaki hukuki değerlendirmelerle birlikte ayrıntılı bir şekilde analiz edilmektedir.

Mülkiyet Hakkı ve İmar Hukuku Arasındaki Denge

Konunun özel hukuk ve kamu hukuku kesişimindeki yerini daha iyi kavrayabilmek adına, öncelikle mülkiyet hakkının ve imar hukukunun sınırlarının net bir şekilde çizilmesi gerekir.

Mülkiyet Hakkının Hukuki Niteliği

Mülkiyet hakkı, anayasal ve uluslararası güvencelere sahip, hak sahibine eşya üzerinde doğrudan doğruya kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkilerini en geniş şekilde veren tam, mutlak ve münhasır bir aynî haktır. Doktrinde Prof. Dr. Fikret Eren mülkiyet hakkını, “sahibine eşya üzerinde doğrudan doğruya kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin tamamını veren ve herkese karşı dermeyan edilebilen, tam, mutlak, münhasır bir aynî hak” olarak tanımlamaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesi de bu doğrultuda, bir şeye malik olan kimsenin, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisine sahip olduğunu hüküm altına almıştır. Benzer şekilde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiş, mülkiyet hakkı anayasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. Uluslararası düzeyde de Anayasa’nın 90. maddesi yollamasıyla iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1 No’lu Ek Protokolü’nün 1. maddesinde, herkesin mülkiyetinden barışçıl bir şekilde yararlanma hakkına sahip olduğu belirtilerek mülkiyete yönelik haksız müdahalelerin sınırları çizilmiştir.

İmar Hukukunun Kamu ve Özel Hukuk Boyutları

Mülkiyet hakkının bu mutlaklığı ve sınırsızlığı, modern devlet yapısında imar hukuku kuralları ile kamu yararı lehine sınırlandırılmaktadır. Klasik kamu hukuku ve özel hukuk ayrımı günümüzde önemini yitirmiş ve karma nitelikteki hukuk dalları ortaya çıkmıştır. İmar hukuku da bu karma alanların en önemlilerinden biridir. Kentleşme, yapılaşma ve planlama konularını düzenleyen imar hukuku, kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakları arasında hassas bir denge kurmayı amaçlar. Doktrindeki görüşlere göre imar hukuku, kamu yararı ile bireylerin yararı arasında karşılıklı çıkar ve sınırlamaya dayanan bir denge tesis eder. İmar hukukunun kamusal yönü idare ile birey arasındaki ilişkileri düzenlerken, özel hukuk yönü ise kişiler arasındaki komşuluk ilişkilerini ve mülkiyet sınırlarını belirler. Devletin, hızlı kentleşme ve yoğun göç gibi toplumsal gerçeklerin bir gereği olarak, imar planları yapmak, yapılaşma koşullarını belirlemek ve denetlemek suretiyle mülkiyet hakkına müdahale etmesi kaçınılmazdır.

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinin (APKİS) Hukuki Yapısı

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, uygulamada arsa sahibinin sahip olduğu arsanın belirli paylarını yükleniciye devretmeyi taahhüt ettiği, yüklenicinin ise bu arsa üzerinde sözleşmeye ve imara uygun bir bina inşa ederek, kararlaştırılan bağımsız bölümleri (daire, dükkan vb.) arsa sahibine anahtar teslimi şeklinde teslim etmeyi üstlendiği iki taraflı bir borç ilişkisidir.

Karma Nitelikli Sözleşme Karakteri

Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) doğrudan ve özel olarak düzenlenmiş tipik bir sözleşme değildir. Bu nedenle yasal bir tanımı bulunmamaktadır. İçerdiği edim yükümlülükleri incelendiğinde, bu sözleşmenin “karma nitelikli” (çift tipli) bir akit olduğu görülmektedir. Sözleşme, yüklenicinin bir eser meydana getirme (bina inşa etme) taahhüdü yönüyle “eser sözleşmesi” hükümlerine; arsa sahibinin ise bu inşaat karşılığında arsa paylarını devretme borcu yönüyle “taşınmaz satış sözleşmesi” hükümlerine tabidir. Sözleşmenin hukuki niteliği ani edimli, karşılıklı (sinallagmatik) ve karma nitelikli bir akit olarak kabul edilir.

Şekil Şartı ve Geçerlilik Koşulları

Sözleşme, mülkiyetin naklini (tapu devrini) veya tapu devri vaadini içerdiğinden, Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi, Tapu Kanunu’nun 26. maddesi ile Noterlik Kanunu’nun 60. ve 89. maddeleri uyarınca resmi şekle tabidir. Bu doğrultuda APKİS’in geçerli olabilmesi için noterde düzenleme şeklinde yapılması bir geçerlilik şartıdır. Resmi şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hukuken geçersiz (kesin hükümsüz) kabul edilmektedir.

Karşılıklı Edimler ve İfaya İlişkin Temel İlkeler

Sözleşmede tarafların edimleri karşılıklı olarak birbirine bağlıdır. Arsa sahibinin temel edimi, inşaat yapımına uygun ve üzerinde herhangi bir hukuki veya fiili engel bulunmayan arsayı yükleniciye teslim etmekten ibarettir. Yüklenicinin temel edimi ise, binayı onaylı projesine, imar mevzuatına ve taraflar arasında kararlaştırılan teknik şartnameye uygun olarak inşa etmek ve hukuki teslimi gerçekleştirmektir. Hukuki teslim, yapılan inşaatın yasal mevzuata uygun olarak tamamlanması ve idareden iskân izninin (yapı kullanma izin belgesi) alınması halinde gerçekleşmiş sayılır.

Uygulamada, sözleşmenin kurulmasıyla birlikte yükleniciye finansman sağlamak amacıyla henüz işin başında veya belirli aşamalarda tapuda hisse devri yapılması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre (örneğin 04.11.2015 tarihli, 2014/6-324 Esas, 2015/2787 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere), bu aşamada yapılan tapu devirleri kesin bir mülkiyet devri olmayıp, yükleniciye işi tamamlaması için verilen “avans” niteliğindedir. Yüklenici, yüklendiği karşı edimini (inşaatı) ifa ettiği oranda arsa üzerinde “şahsi hak” kazanır ve ancak bu hak oranında üçüncü kişilere temlikte bulunabilir. Yüklenicinin bu şahsi hakkı, tüm edimlerini tam ve yasalara uygun olarak yerine getirdiğinde (iskân alındığında) ancak o zaman “aynî hakka” (gerçek mülkiyete) dönüşür. Bu aşamaya kadar arsa sahibi, avans olarak devrettiği payları yüklenicinin edimini ifa etmemesi durumunda geri isteme (tapu iptal ve tescil) hakkına sahiptir.

Yapı Kayıt Belgesinin Hukuki Niteliği ve “İmar Barışı”

3194 sayılı İmar Kanunu’na 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. madde kapsamında düzenlenen Yapı Kayıt Belgesi, Türkiye’deki ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmiş kaçak yapıların kayıt altına alınması amacıyla getirilmiş idari bir statüdür.

Düzenlemenin Amacı ve Başvuru Süreci

Geçici 16. maddenin gerekçesine göre düzenlemenin temel amacı; afet risklerine hazırlık kapsamında imar mevzuatına aykırı yapıların kayıt altına alınması, dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılmasıdır. Ayrıca 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapıların kayıt altına alınmasıyla bu yapılara su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilmesi, idari para cezalarından ve yıkım kararlarından vazgeçilmesi ve belediyeler ile yargının üzerindeki iş yükünün hafifletilmesi amaçlanmıştır. Başvuru sahiplerinin beyanına dayalı olarak hazırlanan bu sistemde, belirli bir kayıt bedelinin ödenmesi karşılığında yapı kayıt belgesi düzenlenmektedir.

Yapı Kayıt Belgesinin Sağladığı İdari Statü

Yapı kayıt belgesi alınması, imara aykırı olan yapıyı kendiliğinden ve tamamen yasal (imara uygun) hale getirmez. Doktrinde ve yargı kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, yapı kayıt belgesi aslında yıkılması gereken imara aykırı bir yapının, idare tarafından yıkım işlemlerinin durdurulması ve yapının mevcut haliyle kullanılmasına izin verilmesi şeklinde geçici bir idari koruma sağlar. İdare, bu belgeyle kaçak yapıyı yıkma yetkisini kullanmaktan vazgeçmekte, ancak binayı imar planlarına uygun hale getirmemektedir.

Yapının Yenilenmesi ve Kentsel Dönüşüm Sınırı

Geçici 16. maddenin 10. fıkrası uyarınca, yapı kayıt belgesi sonsuza kadar geçerli olan bir mülkiyet veya imar belgesi değildir. Belge, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapının herhangi bir sebeple yenilenmesi veya yıkılarak yeniden inşa edilmesi durumunda, yürürlükte olan güncel imar mevzuatı hükümleri uygulanacaktır. Bu durum, yapı kayıt belgesinin imara aykırı yapıya sadece geçici bir kullanım statüsü sağladığını, kesinlikle bir “imar affı” olarak nitelendirilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

İmar Barışı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesindeki Edimlerin İfasına Etkisi

İdari alanda geçici de olsa bir kullanım hakkı sağlayan yapı kayıt belgesinin, özel hukuk sözleşmesi olan kat karşılığı inşaat sözleşmesine etkisi son derece sınırlıdır.

Yapı Kayıt Belgesi Almaya Zorlama Yasağı

Yapı kayıt belgesi başvurusu, İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesi kapsamında taşınmaz maliklerine tanınmış ihtiyari bir haktır. Yasada malikleri bu başvuruyu yapmaya zorlayan emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla hiçbir kimse kendi rızası dışında yapı kayıt belgesi almak için başvuru yapmaya zorlanamaz. APKİS kapsamında da yüklenici, imara aykırı olarak inşa ettiği binaya yapı kayıt belgesi alınması konusunda arsa sahibini zorlama hakkına sahip değildir. Arsa sahibi, yüklenicinin imara aykırı davranışlarını bu belgeyle meşrulaştırmaya zorlanamaz.

İskân (Yapı Kullanma İzin Belgesi) Borcunun Devam Etmesi

Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça yüklenici, binayı imar mevzuatına uygun şekilde inşa edip iskân belgesini almakla yükümlüdür. Arsa sahibi, imara aykırı yapıya kendisi yapı kayıt belgesi almış olsa bile, bu belge binayı iskân almaya uygun hale getirmez. Yapı kayıt belgesi alınmış olması, imar mevzuatındaki aykırılıkları gidermediği için, yüklenicinin iskân alma borcunu ortadan kaldırmaz ve edimin ifa edildiği anlamına gelmez. İskânı alınmamış veya iskân alınmaya uygun olmayan bir binanın hukuken ve ekonomik olarak tam bir değeri bulunmamaktadır. Bu nedenle, sözleşmede iskân alınması kararlaştırılmışsa, bu şart yerine getirilmeden yüklenicinin edimini ifa ettiği kabul edilemez.

İfanın Ertelenmesi Talebinin “Hakkın Kötüye Kullanılması” Teşkil Etmesi

Yapı kayıt belgesinin yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüme kadar geçerli olması nedeniyle, yüklenicinin “nasılsa yapı kayıt belgesi var, bina yıkılmıyor, edimin ifasını yapının yeniden yapılmasına kadar erteliyorum” şeklinde bir savunma yapması hukuken korunmaz. Böyle bir iddia, edimin ifasının süresiz olarak askıya alınması anlamına gelir ki bu durum Borçlar Kanunu’nun ifa ve dürüstlük kurallarına tamamen aykırıdır. Yüklenicinin bu yöndeki talepleri, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında değerlendirilir ve mahkemelerce kabul edilmez. İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. maddenin, APKİS uyarınca kararlaştırılan edimlerin ifasına hiçbir erteleyici veya ortadan kaldırıcı etkisi yoktur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin Emsal Kararının Detaylı Analizi

Bu hukuki ilkelerin uygulamaya yansıması, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2019 tarihli kararına konu olan olayda çok net bir şekilde görülmektedir.

Davanın Konusu ve Maddi Vakalar

Dava, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca sözleşmenin geriye etkili feshine (dönme) ve tapu iptal-tescil talebine ilişkindir.

Yargılama Süreci ve Mahkeme Kararları

İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk derece mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda, binanın hem projesine hem de imar mevzuatına aykırı olduğunu, kaçak yapı niteliğinde bulunduğunu ve mevcut haliyle iskân alınmasının mümkün olmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, yükleniciye eksiklikleri gidermesi ve iskân alabilmesi için 11.04.2000 tarihli duruşmada dört aylık kesin süre vermiş, ancak bu süre zarfında yüklenici tarafından edim ifa edilmemiştir. Bunun üzerine ilk derece mahkemesi davanın kabulüne, sözleşmenin feshine ve davalı adına kayıtlı tapu paylarının iptali ile davacılar adına tesciline karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararı

Davalı yüklenicinin istinaf başvurusu üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 15. Hukuk Dairesi’ne gitmiştir. İstinaf mahkemesi, Sarıyer Belediyesi’ne binanın iskân alma koşullarını sormuş ve yükleniciye imara aykırılıkları giderecek tadilat avan projesi hazırlaması için süre ve yetki vermiştir. Ancak bu süreçten de bir netice alınamamıştır.

Buna rağmen BAM, yargılama devam ederken yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun ile İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. maddeyi dikkate almıştır. İstinaf mahkemesi, imara aykırı yapı için “Yapı Kayıt Belgesi” alınmış olmasını gerekçe göstererek; bu belgenin kaçak yapıyı geçici de olsa yasal hale getirdiğini, bu durum karşısında yüklenicinin edimini ifa etmiş sayılması gerektiğini kabul etmiştir. BAM, arsa sahibinin fesih yerine doğan zararları için tazminat talep edebileceğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin Değerlendirmesi ve Gerekçesi

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını hatalı bularak bozmuştur. Yargıtay’ın bozma gerekçeleri şu şekildedir:

  1. İskân Şartının Yerine Getirilmemesi: Taraflar arasındaki sözleşmede açıkça iskân alınması kararlaştırılmıştır. Yüklenicinin borcu ancak iskân alınarak taşınmazın hukuki teslimi ile sona erer. İskân alınmayan yapının ekonomik değeri eksiktir.
  2. Yapı Kayıt Belgesinin Sınırları: Yapı kayıt belgesi idari bir kullanım hakkı sağlasa da imara ilişkin mer’i mevzuatta bir değişiklik yapmamaktadır. Belge, yapının yasal hale geldiğini kabul etmek için yeterli değildir ve yüklenicinin sözleşmesel borçlarını ifa ettiği anlamına gelmez.
  3. Hakkaniyet ve Tahammül Sınırı: Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciye eksiklikleri gidermesi için süre verilmesi hakkaniyete uygun ise de, arsa sahibi için bu beklemenin bir tahammül sınırı vardır. Yükleniciye hem ilk derece hem de istinaf aşamasında gerekli süreler verilmiş ancak edim ifa edilmemiştir.
  4. İfanın Askıda Kalmasının Beklenemezliği: Yapı kayıt belgesinin süresi kentsel dönüşüm veya yeniden yapıma kadar geçerlidir. Arsa sahibinden, yapının yıkılıp yeniden yapılacağı belirsiz bir geleceğe kadar ifanın askıda kalmasını beklemesini talep etmek Borçlar Kanunu’na, sözleşme hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine aykırıdır.
  5. Fesih Hakkının Haklılığı: Yüklenicinin asli edimini ifa etmemesi karşısında, arsa sahibinin kanundan doğan sözleşmeden dönme (geriye etkili fesih) hakkını kullanması tamamen yerindedir.

Karar Sonucu

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, açıklanan gerekçelerle davacı arsa sahiplerinin temyiz isteminin kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına oy birliğiyle bozulmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararda ayrıca davacılar lehine 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretine ve harçların iadesine hükmedilmiştir.

Özet ve Sonuç

Yapı Kayıt Belgesi (İmar Barışı), kamu hukuku açısından kaçak yapıların yıkımını durduran ve geçici kullanım sağlayan idari bir düzenlemedir. Ancak bu belgenin alınmış olması, taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmelerinden kaynaklanan borçları ortadan kaldırmaz.

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici, binayı imara ve sözleşmeye uygun, iskânı alınmış şekilde teslim etmekle yükümlüdür. İmar ve projeye aykırı kaçak bir bina inşa eden yüklenici, yapı kayıt belgesi aldığını ileri sürerek iskân alma ve yasal teslim yükümlülüğünden kurtulamaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin emsal kararında da vurgulandığı üzere, yapı kayıt belgesine dayanarak ifanın belirsiz bir kentsel dönüşüm sürecine kadar askıya alınmasını istemek dürüstlük kuralına aykırıdır ve arsa sahibinin sözleşmeyi feshederek tapusunu geri isteme hakkını engellemez. Arsa sahipleri, yükleniciye tanınan makul tahammül süresi aşıldığı takdirde, sözleşmeden dönme ve tapu iptali haklarını her zaman kullanabilirler.

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar teknik ve hukuki açıdan çok yönlü olduğundan, tarafların olası hak kayıplarını önlemek adına sürecin gayrimenkul hukuku ekseninde bütüncül biçimde değerlendirilmesi önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

İmar barışı (Yapı Kayıt Belgesi) kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki iskân borcunu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Yapı Kayıt Belgesi imar mevzuatındaki aykırılıkları gidermediğinden, yüklenicinin binayı iskân (yapı kullanma izin belgesi) alınmış şekilde teslim etme borcunu ortadan kaldırmaz. Sözleşmede iskân alınması kararlaştırılmışsa, bu şart yerine getirilmeden edimin ifa edildiği kabul edilmez.

Yüklenici, arsa sahibini Yapı Kayıt Belgesi almaya zorlayabilir mi?

Hayır. Yapı Kayıt Belgesi başvurusu, İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesi kapsamında taşınmaz maliklerine tanınmış ihtiyari bir haktır. Hiç kimse rızası dışında bu belgeyi almaya zorlanamaz; yüklenici de imara aykırı yapı için arsa sahibini belge almaya zorlayamaz.

Yapı Kayıt Belgesi bir “imar affı” mıdır?

Hayır. Yapı Kayıt Belgesi, imara aykırı yapıyı kalıcı olarak yasal hale getirmez; yalnızca yıkım işlemlerini durduran ve yapının mevcut haliyle geçici olarak kullanılmasına izin veren idari bir korumadır. Belge, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi hangi şekilde yapılmalıdır?

Sözleşme tapu devri veya tapu devri vaadini içerdiğinden resmi şekle tabidir ve geçerli olabilmesi için noterde düzenleme şeklinde yapılması gerekir. Resmi şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hukuken kesin hükümsüz kabul edilmektedir.

Arsa sahibi, imara aykırı bina nedeniyle sözleşmeyi feshedebilir mi?

Yüklenici imara ve projeye aykırı kaçak bir yapı inşa etmiş ve kendisine tanınan makul süreye rağmen iskân alınmasını sağlamamışsa, arsa sahibinin sözleşmeden dönme (geriye etkili fesih) ve tapu iptali haklarını kullanabileceği emsal kararda vurgulanmıştır. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin bu konudaki emsal kararı ne yönde sonuçlanmıştır?

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, Yapı Kayıt Belgesi alınmış olmasına dayanarak davayı reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını hatalı bulmuş; iskân şartının yerine getirilmediğini, belgenin imar mevzuatını değiştirmediğini ve arsa sahibinden ifanın belirsiz süreye kadar askıda kalmasının beklenemeyeceğini belirterek kararı davacılar yararına oy birliğiyle bozmuştur.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir. İmar barışı ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklar her olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterdiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olacaktır. Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.