Sophos Hukuk Bürosu

Avukat Hüseyin Aydın – Alanya Avukat / Alanya Lawyer

Vekâlet ilişkisi, kural olarak kişiye bağlı bir güven ilişkisidir ve vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Ancak bu kuralın kanunda açıkça öngörülmüş istisnaları vardır. Vekâletnamede “ölümden sonra da geçerli olmak üzere” kaydı bulunması hâlinde, vekâlet veren hayatını kaybetse bile temsil yetkisi (EN: Power of Attorney Surviving Death / DE: Vollmacht über den Tod hinaus / RU: Доверенность, действующая после смерти) devam eder ve vekilin bu yetkiye dayanarak yaptığı tapu satışı, kendiliğinden yolsuz tescil (EN: Unlawful Land Registry Entry / DE: Unrichtige Grundbucheintragung / RU: Незаконная регистрация в кадастре) sayılmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2024 yılında verdiği bir kararla bu ilkeyi bir kez daha teyit etmiştir: 1962 yılında verilen ve ölümden sonra da geçerli olacağı yazılan bir vekâletname, vekâlet verenin ölümünden 15 yıl sonra kullanılarak taşınmaz devredilmiş; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı kabul etmişken Yargıtay kararı bozmuştur. Bu rehberde, söz konusu kararı merkeze alarak; ölümün vekâlete etkisini, “ölümden sonra da geçerli” kaydının sınırlarını, mirasçıların hangi hâllerde dava açabileceğini ve özellikle Alanya, Mahmutlar, Kestel, Oba ve Gazipaşa gibi yabancı mülk sahibi yoğunluğunun bulunduğu bölgelerde uygulamada dikkat edilmesi gereken noktaları ele alıyoruz.

İçindekiler

1. Kural: Ölüm Vekâleti Kendiliğinden Sona Erdirir (TBK m. 43 ve 513)

Vekâlet konusunda iki ayrı ilişki birlikte düşünülmelidir: Vekâlet veren ile vekil arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen vekâlet sözleşmesi ve vekilin üçüncü kişilerle vekâlet veren adına işlem yapmasını sağlayan temsil yetkisi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) her ikisi için de aynı yönde bir kural öngörür.

TBK m. 43/1: “Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.”

TBK m. 513/1: “Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.”

Görüldüğü üzere kanun, ölümü vekâleti sona erdiren bir karine olarak düzenlemiştir. Vekâlet verenin ölümünden sonra, vekâletnamede aksine bir kayıt yoksa ve işin niteliği de devamı gerektirmiyorsa, vekilin yaptığı tapu devri yetkisiz temsil niteliği taşır ve mirasçıları bağlamaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir. Örneğin Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/13891, K. 2014/16773, T. 04.11.2014 kararına konu olayda, vekâletnamede ölümden sonra devam edeceğine dair bir ibare bulunmadığı hâlde, vekil mirasbırakanın ölümünden 12 yıl sonra vekâleti kullanarak payları kendi oğullarına devretmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1978, K. 2018/13827, T. 24.10.2018 kararında, vekil edenin ölümünden sonra vekâletname kullanılarak yapılan temlikin yolsuz olduğu ve iyiniyet savunmasının dinlenemeyeceği yönündeki ilk derece kararı istinaf aşamasında da benimsenmiştir.

Kural, yalnızca vekâlet verenin değil, vekilin ölümü için de geçerlidir. Vekilin ölümüyle de vekâlet ilişkisi kural olarak sona erer; vekilin mirasçıları, vekâleti kendiliğinden devralmış olmaz.

2. İki İstisna: Aksi Kararlaştırma ve İşin Niteliği

Ölümün vekâleti sona erdireceği kuralı emredici değildir. Kanun metninde yer alan “aksi kararlaştırılmadıkça” ve “işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça” ifadeleri, bu kuralın iki istisnasını oluşturur. Bu istisnalar, eski Borçlar Kanunu döneminde verilen 07.12.1940 tarihli ve 20/87 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile de açıkça kabul edilmiştir ve bugün hâlâ Yargıtay kararlarında temel dayanak olarak gösterilmektedir.

2.1. Vekâletnamede “Ölümden Sonra da Geçerli” Kaydı

Birinci istisna, tarafların vekâletin ölümden sonra da devam edeceğini açıkça kararlaştırmasıdır. Uygulamada bu kayıt, noterde düzenlenen vekâletnamelere genellikle “İşbu vekâletname ölümümden sonra ve medeni hakları kullanma ehliyetimi kaybetmem hâlinde dahi geçerlidir” şeklinde eklenir. Bu kayıt bulunan vekâletname, vekâlet verenin ölümüyle sona ermez; vekil, vekâletnamede sayılan yetkiler çerçevesinde işlem yapmaya devam edebilir.

2.2. İşin Niteliğinin Vekâletin Devamını Gerektirmesi

İkinci istisna, vekâletnamede açık bir kayıt bulunmasa bile işin niteliğinin vekâletin ölümden sonra da sürmesini gerektirmesidir. Yargıtay bu istisnayı oldukça dar yorumlamaktadır. Bir taşınmazın satışı için verilmiş olması, tek başına vekâletin ölümden sonra devam edeceği anlamına gelmez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/2135, K. 2011/3030, T. 10.03.2011 kararında, satış vaadi sözleşmesinin ölümle sona eren vekâlet yetkisine dayanılarak yapıldığı, vekâletnamelerde ölüm hâlinde yetkinin devam edeceğinin düzenlenmediği ve işin de vekâletin devamını gerektiren bir nitelik taşımadığı belirtilerek sözleşmeye değer verilemeyeceğine hükmedilmiştir.

Buna karşılık, vekâletin sona ermesinin vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürdüğü durumlar için TBK m. 513/2 ayrıca bir koruma getirir: “Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/662, K. 2015/781, T. 21.01.2015 kararında, devam eden bir davada davacı asilin ölümü üzerine vekâlet ilişkisinin bu aşamada sona ermesinin vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürme ihtimali bulunduğundan, vekilin vekâletinin geçici olarak devam ettiğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu hüküm, vekile mirasçılar adına yeni bir taşınmaz satışı yapma imkânı vermez; yalnızca mirasçılar işleri devralana kadar zararın önlenmesine yönelik bir geçiş koruması sağlar.

3. Örnek Olay: Yargıtay 1. HD, E. 2024/1339, K. 2024/2708, T. 02.04.2024

Konunun uygulamadaki karşılığını en açık biçimde gösteren güncel kararlardan biri, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.04.2024 tarihli kararıdır.

3.1. Olayın Özeti

3.2. Yargılama Aşamaları

MahkemeKararGerekçe
Bulancak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(2021/33 E., 2022/97 K.)
Davanın kabulüVekâletnamede ölümden sonra devam edeceğine dair kayıt bulunmadığı, vekâletin ölümle sona erdiği ve tescilin yolsuz hâle geldiği kabul edilmiştir.
Trabzon BAM 1. Hukuk Dairesi
(2022/1553 E., 2022/1636 K.)
Gerekçe değiştirilerek davanın kabulüVekâletnamede ölümden sonra devam kaydı bulunduğu tespit edilmiş; ancak vekilin oğluna yaptığı devirde oğlun iyiniyetli sayılamayacağı ve vekâletin kötüye kullanıldığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
(2024/1339 E., 2024/2708 K.)
Bozma (oybirliği)Vekâlet ölümle sona ermemiştir; devir geçerlidir ve yolsuz tescil oluşturmaz. Vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı ise davacılarca ispat edilememiştir.

3.3. Yargıtay’ın Gerekçesi

Yargıtay, 1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına atıfla şu tespiti yapmıştır: “…aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça, yahut halin icabından anlaşılmadıkça temsil yetkisi, mümessilin (vekilin) veya temsil edilenin (vekil edenin) ölümü, gaiplik hükmünün ilanı veya vekil ya da vekil edenin yahut her ikisinin iflas ilan etmeleri veyahut da medeni hakların kullanılması yeteneğinin kaybedilmesi gibi hallerde son bulur. Ancak, aksi taraflarca kararlaştırıldığında temsil yetkisinin vekil edenin ölümünden sonra da devam edeceği açıktır.”

Daire, somut olayda vekâletnamede ölüm hâlinde dahi vekâlet ilişkisinin devam edeceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu, bu nedenle ölümle vekâlet ilişkisinin son bulmayıp temsil yetkisinin devam ettiğini, vekâletnamenin geçerli olduğunu ve bu vekâletname ile yapılan devrin de yolsuz tescil oluşturmayacağını belirtmiştir.

Kararın ikinci önemli yönü ispat yüküdür. Yargıtay, vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiasına dayalı davada ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacıların iddialarını ispata yarar delil bildirmediğini vurgulamıştır. Tanık beyanlarına göre mirasbırakan 1960’lı yıllarda payını kardeşine satmış, taşınmaz o tarihten beri kardeş tarafından kullanılmış ve mirasbırakan ölümüne kadar hiçbir hak iddiasında bulunmamıştır. Daire, tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde vekil edenin iradesinin payın satışı yönünde olduğu, vekâletnamenin de bu amaçla verildiği sonucuna ulaşmış; 6100 sayılı HMK m. 190 ve 4721 sayılı TMK m. 6 uyarınca davanın reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Karardan Çıkan Sonuç: Vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağı açıkça yazılmışsa, vekâlet verenin ölümünden yıllar sonra yapılan satış dahi salt bu nedenle geçersiz sayılmaz. Mirasçıların başarılı olabilmesi için vekilin, vekâlet verenin iradesine aykırı davrandığını, yani vekâlet görevini kötüye kullandığını somut delillerle ispat etmeleri gerekir.

4. Karşılaştırma Tablosu: Hangi Durumda Satış Geçerli?

DurumVekâletin AkıbetiÖlümden Sonra Yapılan Satışın Hukuki SonucuMirasçının Dayanabileceği Hukuki Sebep
Vekâletnamede ölümden sonra devam kaydı yok, işin niteliği de devamı gerektirmiyorÖlümle kendiliğinden sona erer (TBK m. 43, 513)Yetkisiz temsil; tescil kural olarak yolsuzdurYolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil (TMK m. 1024, 1025); kayıt maliki iyiniyetli ise tazminat
Vekâletnamede açık “ölümden sonra da geçerli” kaydı varÖlümle sona ermezSatış geçerlidir, yolsuz tescil oluşmazYalnızca vekâlet görevinin kötüye kullanılması veya muris muvazaası; ispat yükü davacıda
Kayıt yok, ancak işin niteliği devamı gerektiriyorDar yorumla istisnai olarak devam edebilirSomut olaya göre değerlendirilirMahkeme, işin niteliğini ve vekâletin veriliş amacını ayrıca inceler
Vekil, vekâlet verenin öldüğünü bilmeden işlem yaptıSona ermiştir, ancak TBK m. 45 ve 514 uygulanırMirasçılar, işlemin sonuçlarıyla kural olarak bağlıdırÜçüncü kişi ölümü biliyorsa bu koruma uygulanmaz (TBK m. 45/2)

5. “Ölümden Sonra Geçerli” Kaydı Her Şeyi Kurtarmaz

Ölümden sonra da geçerli vekâletname, yalnızca “vekâletin ölümle sona erdiği” itirazını ortadan kaldırır. Yapılan işlemin başka hukuki sebeplerle denetlenmesini engellemez. Uygulamada en sık karşılaşılan üç denetim alanı şunlardır:

5.1. Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması

Vekil, TBK m. 506 uyarınca üstlendiği işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin taşınmazı gerçek değerinin çok altında, kendisine, eşine, çocuğuna veya yakınlarına devretmesi; bedeli vekâlet verene ya da mirasçılara ödememesi veya vekâlet verenin iradesine aykırı biçimde hareket etmesi hâlinde, vekâletnamede ölümden sonra devam kaydı bulunsa bile vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayanılarak tapu iptali ve tescil istenebilir. Bu tür davalarda devralan üçüncü kişinin, vekil ile el ve işbirliği içinde olduğunun veya kötüye kullanmayı bildiğinin ya da bilebilecek durumda olduğunun ortaya konulması önem taşır.

Öte yandan Yargıtay, mirasçıların uzun süre sessiz kalmasını da değerlendirmeye katmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/493, K. 2025/356, T. 28.05.2025 kararında, davacıların yaklaşık 16 yıl boyunca herhangi bir hak talebinde bulunmamasının hayatın olağan akışı içinde durumu bildiklerini gösterdiği, vekâletlerin taşınmazı kullanan kardeşe devir amacıyla verildiği ve böyle olmasa dahi aradan geçen zaman nedeniyle vekilin işlemine onay verildiğinin kabulü gerektiği belirtilerek vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiası haklı bulunmamıştır.

5.2. Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)

Ölümden sonra geçerli vekâletname, bazı durumlarda mirasçılardan mal kaçırma aracı olarak da kullanılabilmektedir. Yargıtay, bu ihtimalin ayrıca incelenmesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/11609, K. 2018/10452, T. 23.05.2018 kararında, mirasbırakanın taşınmazlarının satışı için ölümünden sonra da geçerli olmak üzere vekil tayin ettiği gözetildiğinde, “temlikin mirasbırakanın ölümünden sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur” denilmiş; ancak davada muris muvazaası hukuki nedenine de dayanıldığı hâlde bu yönde araştırma yapılmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. Aynı dosyada bozmaya uyulduktan sonra mahkemece yolsuz tescil isteği reddedilmiş, muvazaa isteği ise kabul edilmiştir (Yargıtay 1. HD, E. 2021/1996, K. 2021/3667, T. 30.06.2021 kararında aktarılan yargılama süreci).

Bu nedenle, mirasbırakanın gerçek iradesinin satış değil bağış olduğu, satışın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gizlendiği iddia ediliyorsa, ölümden sonra geçerli vekâletname bu iddianın incelenmesine engel değildir. Muvazaalı satışlar konusundaki ayrıntılı değerlendirme için Yargıtay’dan Muvazaalı Gayrimenkul Satışlarına Geçit Yok başlıklı yazımız incelenebilir.

5.3. Vekâletnamenin Kapsamı

Ölümden sonra devam eden vekâlet, ancak vekâletnamede sayılan yetkiler ve gösterilen taşınmazlar bakımından devam eder. TBK m. 41/1 uyarınca temsil hukuki bir işlemden doğmuşsa temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuki işleme göre belirlenir. Belirli bir ilçedeki taşınmazlar için verilen vekâletname, başka bir ildeki taşınmazın satışında kullanılamaz; satış yetkisi verilmemişse yalnızca intikal veya kiralama yetkisi satışı kapsamaz.

6. Vekilin Ölümü Bilmemesi ve Üçüncü Kişinin İyiniyeti

6.1. TBK m. 45 ve 514: Vekilin Ölümden Haberi Yoksa

Vekâletnamede ölümden sonra devam kaydı bulunmasa dahi, vekilin vekâlet verenin öldüğünü bilmeden yaptığı işlemler bakımından kanun ayrı bir koruma getirir. TBK m. 45/1 uyarınca “Temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunan veya halefleri, temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdırlar.” TBK m. 514 de vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet veren ya da mirasçılarının sözleşme devam ediyormuş gibi sorumlu olduğunu düzenler. Ancak TBK m. 45/2 uyarınca bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona erdiğini bildikleri durumlarda uygulanmaz.

Bu korumanın sınırını gösteren çarpıcı bir örnek Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/100, K. 2025/471, T. 10.02.2025 kararına konu olaydır: Mirasbırakan 29.09.2006 günü saat 09:15’te ölmüş, vekil ise aynı gün saat 17:00’de, yani ölümden yalnızca saatler sonra, 1987 tarihli vekâletnameyi kullanarak taşınmazlardaki payların tamamını diğer davalıya devretmiştir. İlk derece mahkemesi, vekâlet ilişkisinin ölümle sona erdiği ve iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Yargıtay da davanın kabulünde kural olarak isabetsizlik bulunmadığını belirterek davalıların bu yöndeki temyiz itirazlarını reddetmiş, kararı yalnızca tazminat miktarının hesaplanmasında esas alınan veraset ilamı yönünden bozmuştur.

6.2. Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK m. 1023 ve 1024)

Vekâletin ölümle sona erdiği ve tescilin yolsuz olduğu durumlarda dahi, tapu kaydına iyiniyetle güvenerek hak kazanan üçüncü kişi korunur. TMK m. 1023: “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Buna karşılık TMK m. 1024/1 uyarınca “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.”

Yargıtay, vekil ile devralan arasındaki yakın akrabalık veya arkadaşlık ilişkisini iyiniyetin yokluğuna işaret eden güçlü bir olgu olarak kabul etmektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7636, K. 2018/1021, T. 19.02.2018 kararında, vekilin murisin yakın arkadaşı, kayıt maliki davalının ise vekilin kardeşi olması nedeniyle kayıt malikinin TMK m. 1023’teki iyiniyet korumasından yararlanamayacağının sabit olduğu belirtilmiştir. Taşınmazın kısa aralıklarla el değiştirdiği hâllerde ise son kayıt malikinin iyiniyeti ayrıca araştırılır. Tapu iptali ve tescil davasının genel şartları için Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir, Hangi Hallerde Açılır? başlıklı rehberimize göz atılabilir.

7. Mirasçıların Hakları ve Dava Yolları

7.1. Vekâletin Sona Erdirilmesi (Azil)

TBK m. 512 uyarınca vekâlet veren ve vekil, sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir; TBK m. 42 uyarınca da temsil olunan temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir ve bu hakkından önceden feragat edemez. Vekâlet verenin ölümüyle onun hukuki konumuna geçen mirasçıların da, ölümden sonra devam eden vekâleti noter aracılığıyla sona erdirebileceği öğretide genel olarak kabul edilmektedir. Mirasçılar, vekâletnameden haberdar olduklarında vakit kaybetmeden azilnameyi vekile tebliğ ettirmeli ve ilgili tapu müdürlüklerine bildirmelidir. TBK m. 42/3 uyarınca yetkinin geri alındığı, yetkiden haberdar olan iyiniyetli üçüncü kişilere bildirilmedikçe onlara karşı ileri sürülemeyeceği de unutulmamalıdır.

7.2. Açılabilecek Davalar

7.3. Usule İlişkin Önemli Uyarı: Elbirliği Mülkiyeti

Mirasbırakan adına tapu iptali ve tescil istenen davalarda tereke elbirliği mülkiyetine tabidir. Yargıtay, davaya katılmayan mirasçıların muvafakatinin alınması ya da TMK m. 640 uyarınca terekeye temsilci atanması gerektiğini, aksi hâlde davanın esasına girilemeyeceğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Nitekim 2024 tarihli örnek kararda da mirasbırakan terekesine temsilci atanmıştır. Davanın baştan doğru kurulması, yıllar sürebilecek bozma süreçlerinin önüne geçer.

8. Alanya ve Çevresinde Yabancı Malikler İçin Özel Notlar

Alanya, Mahmutlar, Kargıcak, Kestel, Oba, Konaklı, Avsallar ve Gazipaşa bölgelerinde taşınmaz sahibi olan Rusya, Ukrayna, Almanya, Kazakistan, İran ve İskandinav ülkeleri vatandaşları (foreign property owners / иностранные владельцы недвижимости / ausländische Immobilieneigentümer), yılın büyük bölümünü yurt dışında geçirdikleri için tapu, kira, aidat ve vergi işlemlerini çoğunlukla vekâletname ile yürütmektedir. Bu kişiler bakımından ölümden sonra geçerli vekâletname konusu iki yönden önem taşır:

Uygulamada, taşınmazın bedeli sağlıkta ödendiği hâlde tapu devri yapılamadan satıcının ölmesi de sık karşılaşılan bir sorundur. Böyle bir durumda, alıcının elinde ölümden sonra devam kaydı içermeyen bir vekâletname bulunuyorsa, bu vekâletnameyle devir yapılamaz; alıcının mirasçılara karşı ayrıca dava yoluna gitmesi gerekebilir. Taşınmaz alımlarında karşılaşılan diğer riskler için Taşınmaz Satışlarında Dolandırıcılık ve Hukuki Sonuçları başlıklı yazımız incelenebilir.

9. Pratik Kontrol Listesi

Vekâletname Verecek Kişi İçin

Mirasçılar İçin

10. Sıkça Sorulan Sorular

Vekâlet veren öldükten sonra vekâletname geçerli midir?

Kural olarak hayır. TBK m. 43 ve 513 uyarınca vekâlet, vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Ancak vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağı açıkça kararlaştırılmışsa veya işin niteliği vekâletin devamını gerektiriyorsa vekâlet ölümden sonra da devam eder.

Ölümden sonra geçerli vekâletname ile yapılan tapu satışı iptal edilebilir mi?

Salt vekâlet verenin ölümünden sonra yapıldığı gerekçesiyle iptal edilemez. Ancak vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı veya işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı (muvazaalı) olduğu ispat edilirse tapu iptali ve tescil kararı verilebilir. İspat yükü iddiada bulunan mirasçılardadır.

Vekâletnamede süre yazmıyorsa ölümden sonra geçerli sayılır mı?

Hayır. Vekâletnamede geçerlilik süresinin bulunmaması, onun ölümden sonra da geçerli olacağı anlamına gelmez. Ölümden sonra devam için vekâletnamede bu yönde açık bir kayıt bulunması veya işin niteliğinin bunu gerektirmesi aranır.

Mirasçılar ölümden sonra geçerli vekâletnameyi iptal ettirebilir mi?

Mirasçılar, vekâlet verenin hukuki konumuna geçtiklerinden, vekâleti noter aracılığıyla azil yoluyla sona erdirebilirler. Azilnamenin vekile tebliğ edilmesi ve ilgili kurumlara bildirilmesi, sonraki işlemlerin önüne geçilmesi bakımından önemlidir. Azilden önce yapılmış işlemler ise ancak dava yoluyla denetlenebilir.

Vekil, vekâlet verenin öldüğünü bilmeden satış yaptıysa ne olur?

TBK m. 45 ve 514 uyarınca vekil yetkisinin sona erdiğini bilmiyorsa, mirasçılar kural olarak bu işlemin sonuçlarıyla bağlıdır. Ancak işlemi yapan üçüncü kişi ölümü biliyorsa bu koruma uygulanmaz. Vekilin ölümü bilip bilmediği, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

11. Sonuç

Türk hukukunda vekâlet, kural olarak vekâlet verenin ölümüyle sona erer ve ölümden sonra yapılan tapu devri yolsuz tescil niteliği taşır. Ancak vekâletnamede “ölümden sonra da geçerli” kaydı bulunuyorsa, Yargıtay’ın 1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ve 2024 tarihli güncel kararı uyarınca vekâlet devam eder; ölümden yıllar sonra yapılan satış dahi bu nedenle geçersiz sayılmaz. Bu durumda mirasçıların başvurabileceği yollar, vekâlet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası gibi hukuki sebeplerle sınırlıdır ve ispat yükü mirasçılardadır.

Vekâletname verecek kişilerin bu kaydın sonuçlarını önceden değerlendirmesi, mirasçıların ise ölümden sonra yapılan devirleri gecikmeden incelemesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir. Somut uyuşmazlıklarınız ve hak kaybı yaşamamak adına alanında uzman bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Yasal Uyarı: Bu metin, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. sophoshukuk.com olarak herhangi bir yönlendirme, garanti veya sonuç vaadinde bulunmamaktayız. Her dosya kendi özel şartlarına göre değerlendirilmelidir; somut uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek alınız.

İlgili Arama Terimleri ve Hukuki Kavramlar: ölümden sonra geçerli vekaletname, vekalet verenin ölümü, vekaletin ölümle sona ermesi, ölümden sonra tapu satışı, TBK 513, TBK 43, 1940 tarihli 20/87 İBK, yolsuz tescil tapu iptali, vekalet görevinin kötüye kullanılması, muris muvazaası, Alanya tapu iptal davası, power of attorney after death Turkey, доверенность после смерти Турция, Vollmacht über den Tod hinaus Türkei.