Sophos Hukuk Bürosu

Avukat Hüseyin Aydın – Alanya Avukat / Alanya Lawyer

Gayrimenkul ve kira hukukunda özellikle Antalya ve Alanya gibi yoğun yabancı nüfusun ve yatırımcının bulunduğu bölgelerde sıklıkla karşılaşılan karmaşık uyuşmazlıklardan biri; taşınmaz malikinin açık bir vekâletnamesi veya yazılı yetkilendirmesi bulunmaksızın bir emlakçı ya da simsar tarafından taşınmazın üçüncü bir kişiye kiralanmasıdır. Kiracının kira bedellerini yıllarca doğrudan emlakçının şahsi banka hesabına ödemesi, emlakçının bu bedelleri malike aktarmaması ve tapu malikinin durumu öğrenmesine rağmen uzun süre sessiz kalması halinde ciddi hukuki uyuşmazlıklar doğmaktadır.

Özellikle Alanya (Mahmutlar, Oba, Kargıcak, Kestel, Konaklı, Avsallar vb.) genelinde mülk sahibi olan Rusya, Ukrayna, Almanya, Hollanda, Kazakistan ve Norveç gibi ülke vatandaşları (yabancı mülk sahipleri / foreign property owners / иностранные владельцы недвижимости), yılın büyük bölümünde yurt dışında yaşadıkları için dairelerinin anahtarlarını noter onaylı resmi bir vekâletname vermeksizin yerel emlak işletmelerine veya gayrimenkul yöneticilerine teslim edebilmektedir. Yetkisiz temsil yoluyla yapılan kiralamalar (unauthorized property rental without power of attorney / аренда без доверенности / Vermietung ohne Vollmacht) sonucunda hem kiracı hem de malik açısından hak kayıpları gündeme gelmektedir.

Giriş ve Uyuşmazlığın Çerçevesi: Yaşanan Somut Örnek Olay

Konunun somutlaşması adına uygulamada sıkça yaşanan şu tipik örneği ele alalım:

Somut Örnek Olay: Antalya’da tapulu dairesi bulunan Malik A., yurt dışında ikamet ettiği için taşınmazını bir emlakçıya (Emlakçı B.) “kiracı bulması” amacıyla şifahi (sözlü) olarak emanet eder. Ancak Malik A., emlakçıya noterde düzenlenmiş yazılı bir temsil yetkisi veya vekâletname vermez. Emlakçı B., taşınmazı Kiracı C.‘ye 2 yıllığına kiraya verir. Kiracı C., aylık 15.000 TL kira bedelini 24 ay boyunca Emlakçı B.’nin şahsi banka hesabına düzenli olarak yatırır. Malik A., komşularından taşınmazda bir kiracının oturduğunu öğrenir; ancak 2 yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmaz, “nasılsa emlakçı ilgileniyordur” düşüncesiyle sessiz kalır. 2 yılın sonunda Malik A., “Benim haberim yoktu, emlakçıya vekâletname vermedim” diyerek Kiracı C.’den geçmiş 2 yıla ait toplam 360.000 TL kira bedelini ikinci kez talep eder ve kiracının derhal evi boşaltmasını ister.

Bu somut olay ekseninde yanıtlanması gereken temel hukuki sorular şunlardır:

Bu rehberde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde uyuşmazlığın tüm boyutları incelenmiştir.

1. Yetkisiz Emlakçının Kiralaması ve Malikin Zımni İcazeti: Sessizlik Onay mıdır?

Türk kira hukukunun temel ilkelerinden biri uyarınca kira sözleşmesi, kişisel hak doğuran borçlandırıcı bir akittir. Kiraya verenin mutlaka taşınmazın maliki (tapu sahibi) olması zorunlu değildir. Malik olmayan bir kimsenin yaptığı kira sözleşmesi, sözleşmenin tarafları arasında kural olarak geçerlidir. Ancak aracı kişi (emlakçı/simsar), işlemi malik adına veya maliki temsilen gerçekleştirdiğini beyan ediyorsa, hukuken geçerli bir temsil yetkisinin bulunması şarttır; aksi takdirde işlem yetkisiz temsil niteliği taşır.

TBK m. 46 hükmü uyarınca yetkisiz bir temsilcinin yaptığı işlem askıda hükümsüz olup, ancak temsil olunanın (malikin) işlemi onaması (icazet vermesi) ile bağlayıcılık kazanır. Doktrin ve Yargıtay uygulamalarında icazetin yalnızca açık beyanla değil, örtülü (zımni) davranışlarla da verilebileceği tartışmasız kabul edilmektedir.

Somut Olayda 2 Yıllık Sessizliğin Hukuki Niteliği

Malik, taşınmazın bir üçüncü kişiye kiralandığını ve kiracının mecuru fiilen kullandığını öğrenmesine rağmen 2 yıl boyunca hiçbir hukuki girişimde bulunmamış, ihtar çekmemiş, elatmanın önlenmesi veya tahliye yoluna başvurmamıştır. Taşınmazın kullanımına fiilen rıza göstermiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı (E. 2017/1541, K. 2021/1516, T. 30.11.2021): Yargıtay HGK, yetkisiz temsilcinin yaptığı sözleşmenin askıda hükümsüz olduğunu; ancak temsil olunanın durumu bilmesine rağmen uzun süre itiraz etmemesi ve sessiz kalması durumunda sözleşmeyi benimsediğini ve yetkisiz temsilciye zımni icazet vermiş sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır.

Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi‘nin güncel kararlarında da malikin kiralamadan haberdar olmasına rağmen makul sürede karşı çıkmaması halinde taraflar arasında geçerli bir zımni kira ilişkisinin kurulduğu ve taşınmazı kullanan kişinin “haksız işgalci (fuzuli şagil) sayılamayacağı” istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır. Dairenin 14.05.2026 tarihli kararında da kira akdinin zımnen kurulabileceği ve ispatlandığı takdirde kullanımın kira akdine dayandığı teyit edilmiştir.

Somut Olayda Sonuç: Malik A.’nın 2 yıl boyunca durumu bilmesine rağmen sessiz kalması, hukuken sözleşmeye örtülü onay (zımni icazet) verdiği anlamına gelir. Dolayısıyla Malik A. ile Kiracı C. arasında geçmişe etkili olarak geçerli bir kira ilişkisi kurulmuştur.

2. Malikin Kiracıdan Geçmiş Dönem Kiralarını Talep Hakkı ve Mükerrer Tahsilat Yasağı

TBK m. 313 uyarınca kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Kural olarak taşınmaz maliki, mülkiyet hakkına dayanarak kira bedellerinin tahsilini talep edebilir. Ancak kiracının kira bedellerini emlakçıya düzenli olarak banka kanalıyla ödemiş olması karşısında malikin bu talebi kanunen ve içtihatlarla sınırlandırılmaktadır.

2.1. İyiniyetli İfa ve Borcun Sona Ermesi: Kiracının Haklı Güveni

Kiracı, taşınmazı anahtarı elinde bulunduran ve malik adına işlem yaptığını belirten emlakçıdan teslim almış; kira bedellerini de emlakçının bildirdiği banka hesabına düzenli olarak yatırmıştır. Kiracı, borcunu ifa ettiği yönünde haklı ve korunmaya değer bir güvene sahiptir.

Somut olayda Kiracı C., her ay 15.000 TL kira bedelini Emlakçı B.’nin IBAN hesabına 24 ay boyunca eksiksiz yatırmış ve banka dekontlarını saklamıştır. Kiracı, kira borcunu iyi niyetle ifa ettiğini somut banka kayıtlarıyla ispatlayabilmektedir.

2.2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yerleşik İçtihadı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarında (01.11.2018 ve 14.03.2019 tarihli ilamlar); kiracının emlakçıya yaptığı ödemelerin varlığı ve ilgili aylara ait olduğunun banka kayıtlarıyla tespiti halinde, bu ödemelerin malik tarafından talep edilen kira alacağından mahsup edilmesi gerektiği ve kiracının borcunu ödediğinin kabulünün zorunlu olduğu ifade edilmektedir.

Yargıtay 3. HD (E. 2025/5394, K. 2026/2396): Emsal kararda; kiracının emlakçı hesabına yaptığı 18 aylık ödemelerin banka kayıtlarıyla sabit olduğu, malikin “benim haberim yoktu” iddiasının 2 yıllık sessizlik karşısında dinlenemeyeceği vurgulanarak malikin kiracı aleyhine açtığı kira alacağı davası reddedilmiştir.

2.3. Dürüstlük Kuralı ve Mükerrer Yararlanma Yasağı (TMK m. 2)

Malikin 2 yıl boyunca duruma zımnen icazet vermesine rağmen, kiracının emlakçıya iyi niyetle ödediği meblağı ikinci kez talep etmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Aynı kira dönemi için kiracıdan ikinci kez tahsilat yapılması mükerrer yararlanma yasağını ihlal eder ve sebepsiz zenginleşmeye yol açar.

Somut Olayda Sonuç: Malik A., Kiracı C.’den geçmişe dönük 360.000 TL kira bedelini talep edemez. Kiracı C. banka dekontlarını sunduğunda açılacak dava TBK m. 313 (ifa) ve TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) gereğince reddedilecektir.

3. Malikin Emlakçıya Karşı Hukuki ve Cezai Başvuru Yolları

Kiracının ödediği bedeller malike ulaşmamışsa, asıl muhatap kiracı değil; parayı tahsil edip malike aktarmayan emlakçıdır.

A. Hukuki Sorumluluk: Gerçek Olmayan Vekâletsiz İş Görme (TBK m. 530)

TBK m. 530 (Faydaların Edinilmesi) uyarınca; bir kimse kendi tasarruf yetkisi bulunmadığı halde başkasının hukuki alanına müdahale ederek menfaat elde etmişse, işsahibi (malik), o kimsenin elde ettiği tüm faydaları kendisine devretmesini talep etme hakkına sahiptir.

Emlakçı, taşınmazı kiralayarak ve kira bedellerini tahsil ederek malikin mülkiyet hakkı alanına girmiş ve kazanç sağlamıştır. Malik A., doğrudan Emlakçı B.’ye karşı TBK m. 530 uyarınca vekâletsiz iş görmeden doğan menfaatlerin devri ve sebepsiz zenginleşme davası açarak tahsil edilen 360.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte iadesini talep edebilir.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı (T. 06.04.2026): Benzer bir uyuşmazlıkta mahkeme; “Davalının kira bedellerini malik adına tahsil ettiği anlaşıldığından, söz konusu bedellerin malike iadesinin zorunlu olduğu” gerekçesiyle toplanan paranın faiziyle birlikte emlakçıdan tahsiline hükmetmiştir.

B. Cezai Sorumluluk: Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK m. 155)

Emlakçının malik adına veya kiralamadan doğan bedelleri tahsil edip zilyetliğinde tutması ve malike teslim etmeyerek kendi yararına kullanması eylemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 155 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir (Bkz. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.02.2017). Malik, Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunarak ceza soruşturması açılmasını talep edebilir.

4. Kiracının Taşınmazdan Tahliyesi Şartları ve Hukuki Yöntemler

Malik, zımnen icazet vererek kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğinden, sırf başlangıçta yazılı vekâletname bulunmadığı veya sözleşmedeki 2 yıllık süre dolduğu gerekçesiyle kiracıyı derhal ve gerekçesiz çıkaramaz (TBK m. 347). Kanuni tahliye sebepleri işletilmelidir:

4.1. Ön İhbar ve Temerrüt Sebebiyle Tahliye (TBK m. 315, İİK m. 269)

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi İçtihadı (T. 19.09.2013): Sözleşmede imzası bulunmayan ancak zımni icazetle kiralayan sıfatını kazanan malikin tahliye isteyebilmesi için; öncelikle kiracıya noterden ihbarname göndererek tapu maliki olduğunu bildirmesi, emlakçının tahsil yetkisi olmadığını ihtar etmesi ve bundan sonraki kiraların ödeneceği banka hesabını (IBAN) bildirmesi zorunludur.

Adım 1 – Noter İhbarnamesi: Malik, noter kanalıyla kiracıya ihtar çeker:

“Sayın Kiracı, mecurun tapu malikiyim. Emlakçı B.’ye tahsilat yetkisi verilmemiştir. İlerleyen dönem kira bedellerini adıma kayıtlı TR… IBAN numaralı hesaba yatırmanız gerekmektedir. Emlakçıya ödeme yapmayınız. Tebliğden itibaren vadesi gelen kiraları bildirilen hesaba ödememeniz halinde yasal yollara başvurulacaktır.”

Adım 2 – Temerrüt İhtarlı Ödeme Emri (Örnek No: 13): İhbarnameye rağmen kiracı vadesi gelen kirayı malikin hesabına ödemezse; malik, TBK m. 315 ve İİK m. 269 uyarınca icra dairesi aracılığıyla 30 günlük ödeme süresi içeren Örnek No: 13 tahliye ihtarlı ödeme emri gönderir. 30 gün içinde ödeme yapılmazsa İcra Hukuk Mahkemesinde (İİK m. 269/a) tahliye davası açılarak tahliye kararı alınır.

4.2. İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye (TBK m. 352/2)

Malikin hesap bildiriminden sonra, bir kira yılı içinde muaccel olan kira bedellerini ödememesi sebebiyle kiracıya iki ayrı haklı yazılı ihtar çekilmişse; kira yılının bitiminden itibaren 1 ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılabilir.

4.3. Konut Gereksinimi (İhtiyaç) Sebebiyle Tahliye (TBK m. 350/1)

Malikin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut gereksinimi samimi ve zorunlu ise, kira süresinin bitiminden itibaren 1 ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açılabilir.

4.4. Yazılı Tahliye Taahhüdü (TBK m. 352/1)

Kiracı tarafından kiralananın tesliminden sonraki bir tarihte geçerli ve yazılı bir tahliye taahhüdü verilmişse; taahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içinde icra takibi veya dava yoluyla tahliye istenebilir.

Fuzuli Şagil (Elatmanın Önlenmesi) Yolunun Değerlendirilmesi ve Riskleri

Malik, kira ilişkisini tamamen reddederek TMK m. 683 uyarınca müdahalenin men’i (elatmanın önlenmesi) ve TMK m. 995 uyarınca ecrimisil davası açmayı düşünebilir. Ancak somut olayda malikin 2 yıl boyunca sessiz kalarak zımni icazet verdiği kabul edildiğinden, mahkemeler “davalının haksız işgalci sayılamayacağı” gerekçesiyle bu davaları reddetmektedir. Bu yolu seçmek davacı malik açısından davanın reddedilmesine ve yüksek yargılama gideri ile karşı vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğüne yol açabilir.

5. Dava Şartı Arabuluculuk ve Görevli Mahkemeler

Dava Şartı Arabuluculuk: 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen m. 18/B uyarınca; kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye, kira alacağı ve tespit uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk zorunludur. Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması usulden şarttır; aksi takdirde dava usulden reddedilir (İcra Mahkemesinde açılan İİK m. 269 takiplerinde ise arabuluculuk şartı aranmaz).

Görevli Mahkeme Ayrımı:

6. Malik İçin Pratik Yol Haritası (Adım Adım İzlenecek Strateji)

Yetkisiz emlakçı tarafından taşınmazı kiraya verilen ve kiracının emlakçıya ödeme yaptığı somut bir olayda malikin izlemesi gereken hukuki yol haritası aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Adım İşlem Türü Hukuki Dayanak ve Usul Hedef ve Sonuç Somut Uygulama
1. Adım Noter İhbarnamesi Keşidesi Yargıtay 6. HD İçtihadı Kiracıya tapu maliki olunduğu bildirilir, emlakçının tahsil yetkisi olmadığı ihtar edilir ve yeni IBAN iletilir. Malik noterden ihtarname çeker: “Gelecek kiralar emlakçıya değil, adıma açılan TR… IBAN hesabına yatırılmalıdır.”
2. Adım Emlakçıya Alacak Davası TBK m. 530 (Vekâletsiz İş Görme) Kiracının son 2 yılda emlakçıya ödediği meblağın yasal faiziyle birlikte emlakçıdan tahsili sağlanır. Malik, Emlakçı B.’ye karşı Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemesinde 360.000 TL + faiz davası açar; kiracının dekontlarını delil gösterir.
3. Adım Ödememe Halinde İcra / Tahliye TBK m. 315, İİK m. 269 Kiracı ihtara rağmen malike ödeme yapmazsa 30 günlük tahliye ihtarlı ödeme emri (Örnek No: 13) gönderilir. Kiracı yeni kirayı malike yatırmazsa 30 gün sonunda İcra Hukuk Mahkemesinden temerrüt sebebiyle tahliye kararı alınır.
4. Adım Özel Kanuni Tahliye Nedenleri TBK m. 350, TBK m. 352 Kiracı kirayı düzenli öderse tahliye ancak ihtiyaç, iki haklı ihtar veya geçerli tahliye taahhüdü ile istenebilir. Kiracı kirayı aksatmazsa malik samimi konut ihtiyacı (TBK m. 350) veya iki haklı ihtar ile Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Emlakçı malikten habersiz evi kiraya verirse kira sözleşmesi geçerli midir?

Kira sözleşmesi kişisel hak doğuran borçlandırıcı bir işlem olduğundan kiraya verenin malik olması zorunlu değildir. Emlakçı malik adına hareket ettiğinde işlem başlangıçta yetkisiz temsil niteliğinde ve askıda hükümsüzdür. Ancak malik taşınmazın kullanıldığını öğrenmesine rağmen 2 yıl gibi uzun bir süre itiraz etmezse zımni icazet vermiş sayılır ve sözleşme malik ile kiracı arasında geçmişe etkili olarak geçerlilik kazanır.

Kiracının emlakçıya ödediği kira paralarını malik kiracıdan tekrar isteyebilir mi?

Hayır, isteyemez. Kiracı taşınmazı anahtarı elinde bulunduran emlakçıdan iyi niyetle teslim almış ve kira bedellerini düzenli olarak emlakçının banka hesabına yatırarak borcunu ifa etmiştir. Malikin 2 yıllık sessizliği karşısında aynı parayı kiracıdan ikinci kez talep etmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralına aykırılık ve mükerrer yararlanma yasağı teşkil eder. Malik bu bedelleri kiracıdan değil, parayı tahsil eden emlakçıdan istemelidir.

Malikin bilgisi olmadan kiralanan taşınmaz için fuzuli şagil davası açılabilir mi?

Malik doğrudan elatmanın önlenmesi (fuzuli şagil) davası açarsa yüksek ret riskiyle karşılaşır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, malikin uzun süre sessiz kalması zımni kira ilişkisini kurduğundan mecuru kullanan kişi haksız işgalci sayılamaz. Tahliye ancak kanuni kira tahliye sebepleri (temerrüt, iki haklı ihtar, samimi ihtiyaç veya yazılı tahliye taahhüdü) işletilerek gerçekleştirilmelidir.

Emlakçının haksız tahsil ettiği kira bedelleri nasıl geri alınır ve hangi mahkemede dava açılır?

Malik, kiracının emlakçıya yaptığı ödeme dekontlarını delil göstererek emlakçı aleyhine TBK m. 530 uyarınca gerçek olmayan vekâletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak davası açmalıdır. Bu davada görevli mahkeme genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesidir (ticari iş niteliğine göre Asliye Ticaret Mahkemesi). Ayrıca TCK m. 155 uyarınca güveni kötüye kullanma suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.

Sonuç: Hukuki Haklarınızı Doğru Sırayla Kullanın

Malikin bilgisi dışında emlakçı tarafından gerçekleştirilen kiralamalarda uzun süre sessiz kalınması, hukuken sözleşmeye zımni icazet verildiği sonucunu doğurur. Kiracının banka kanalıyla yaptığı ispatlı ödemeler geçerli ifa sayıldığından malik mükerrer tahsilat talep edemez; tahsil edilen paraları doğrudan emlakçıdan TBK m. 530 uyarınca dava yoluyla geri almalıdır. Kiracının tahliyesi ise haksız işgal iddiasıyla değil, noterden yeni hesap bildirimi yapılması ve ardından ödememe durumunda temerrüt takibi veya kanundaki özel tahliye nedenleri işletilerek sağlanmalıdır.

Kira uyuşmazlıkları, tahliye davaları ve kira tespit süreçlerinde somut olayınızın özelliklerine göre hak kaybı yaşamamak için Alanya kira avukatı veya Alanya gayrimenkul avukatı hukuki desteğinden yararlanabilir; kiracı ve ev sahibi haklarına dair kapsamlı analizler için kirasını ödemeyen kiracıya karşı ev sahibinin hakları ve kiracı tahliyesi ve ev sahibi koruma rehberi başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

İşbu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup somut bir yönlendirme veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Taşınmaz hukuku, yetkisiz kiralama, kira tahliye süreçleri ve ecrimisil uyuşmazlıklarına ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinmek ve somut uyuşmazlığınızı değerlendirmek için sophoshukuk.com adresini ziyaret edebilir, hak kaybına uğramamak adına bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

Yasal Uyarı: Bu metin, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. sophoshukuk.com olarak herhangi bir yönlendirme, garanti veya sonuç vaadinde bulunmamaktayız. Her dosya kendi özel şartlarına göre değerlendirilmelidir; somut uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek alınız.

İlgili Arama Terimleri ve Hukuki Kavramlar: Alanya kira avukatı, Alanya gayrimenkul avukatı, emlakçının habersiz kiraya vermesi, yetkisiz temsilcinin kiralaması, vekaletsiz kiraya verme zımni icazet, Yargıtay kira zımni icazet kararları, TBK 530 vekaletsiz iş görme emlakçı, kiracı tahliyesi Örnek 13, kiracıya noter ihtarnamesi hesap bildirme, unauthorized property rental Alanya Turkey, аренда недвижимости в Аланье без доверенности, Vermietung ohne Vollmacht Türkei.