Motosiklet kullanımı; özellikle Antalya, Alanya, Gazipaşa ve çevresindeki turizm merkezlerinde ulaşım, kurye hizmetleri ve bireysel hareketlilik bakımından önemli bir yer tutmaktadır. Motosikletlerin kaporta, hava yastığı ve emniyet kemeri gibi pasif güvenlik sistemlerinden yoksun olması; sürücü ve yolcuları kazaların sonuçları bakımından otomobil kullanıcılarına kıyasla daha yüksek bir riskle karşı karşıya bırakmaktadır.
Genç veya deneyimsiz sürücülerin motosiklet kullanması, kask ve diğer koruyucu ekipmanların ihmal edilmesi, hız ihlalleri, akrobatik sürüşler, izinsiz yarışlar ve bu eylemlerin sosyal medya üzerinden özendirilmesi; yalnızca trafik idaresi bakımından değil, motosiklet kazası tazminatı, sigorta hukuku ve ceza hukuku bakımından da sonuç doğurmaktadır. Bu yazıda motosiklet kullanımına ilişkin sürücü belgesi koşulları, koruyucu donanım yükümlülüğü, tehlikeli sürüş biçimleri, kusur ve illiyet bağı, işletenin sorumluluğu ve idari yaptırımlara karşı başvuru yolları birlikte değerlendirilmektedir.
Kaynak notu: Bu yazıda yer alan idari para cezası tutarları, 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan ve 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişikliklere (m. 66, 70, 78, Ek Madde 20 dahil) dayanmaktadır. Değiştirilmeyen maddelerdeki cezalar her yıl yeniden değerleme oranında artırılabileceğinden, işlem öncesinde güncel tutarın teyit edilmesi önerilir.
Motosiklet Kullanımının Hukuki Çerçevesi
Motosiklet trafiği esas olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve olayın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu hükümlerine tabidir.
Karayolları Trafik Kanunu, trafik düzenini yalnızca araçların hareket biçimi bakımından değil; sürücülerin yeterliliği, araçların teknik özellikleri, koruyucu sistemler, hız, yarış ve gösteri niteliğindeki sürüşler bakımından da düzenlemektedir. Türk Borçlar Kanunu ise kaza sonucunda ortaya çıkan maddi ve manevi zararların belirlenmesi ile zarar görenin davranışlarının tazminata etkisini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle motosiklet kazalarında tek bir sorumluluk türünden söz etmek mümkün değildir. Aynı olayda;
- İdari para cezası ve sürücü belgesine ilişkin yaptırımlar,
- Ceza soruşturması veya kovuşturması,
- Maddi ve manevi tazminat talepleri,
- Zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu,
- İşletenin ve araç sahibinin sorumluluğu,
eş zamanlı olarak gündeme gelebilir.
Sürücü Belgesi ve Yaş Şartları
2918 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca sürücü belgesi alabilmek için yaş ve deneyim şartlarının taşınması, gerekli eğitim düzeyine sahip olunması, sağlık koşullarının karşılanması ve sürücü kursu ile sınav süreçlerinin tamamlanması gerekir.
Motosikletin sınıfına uygun olmayan sürücü belgesiyle araç kullanılması, tamamen ehliyetsiz araç kullanılmasıyla aynı hukuki sonucu doğurmasa da idari yaptırımı gerektiren bir ihlal niteliğindedir. Özellikle motosiklet kullanımı için gerekli sınıfta sürücü belgesine sahip olunmaması, somut olayın koşullarına göre kusur değerlendirmesinde de dikkate alınabilir.
Bununla birlikte, yetersiz veya hiç sürücü belgesinin bulunmaması, her olayda otomatik olarak kazanın meydana gelmesinde kusur veya tazminat indirimi sonucunu doğurmaz. Yargısal uygulamada sürücü belgesizliğin kazayla ve meydana gelen zararla arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmaktadır. Örneğin sürücünün motosikleti fiilen kullanabildiği, kazanın sürüş yetersizliğinden değil başka bir sürücünün ihlalinden kaynaklandığı veya sürücü belgesizliğin zararın meydana gelmesine etkisinin bulunmadığı durumlarda, salt ehliyetsizlik nedeniyle tazminat indirimi yapılması mümkün olmayabilir.
Bu yaklaşım, idari ihlal ile özel hukuk sorumluluğunun birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir. Bir davranışın trafik cezasını gerektirmesi, tek başına o davranışın kazanın nedeni olduğunu kanıtlamaz.
Koruyucu Donanım Kullanma Zorunluluğu
2918 sayılı Kanun’un 78. maddesi, sürücü ve yolcuların güvenliğine ilişkin koruyucu sistemlerin usulüne uygun biçimde kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Motosiklet bakımından başlıca yükümlülükler kask ve koruma gözlüğü kullanımını kapsamaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca motosiklet sürücülerinin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı kullanması gerekir. Kaskın yalnızca araç üzerinde bulundurulması veya başa takılmış görünmesi yeterli değildir; kaskın uygun şekilde bağlanması ve koruyucu işlevini yerine getirecek nitelikte olması gerekir.
Koruyucu ekipman yükümlülüğünün amacı, sürücüyü cezalandırmak değil, kaza halinde ortaya çıkabilecek zararın azaltılmasını sağlamaktır. Motosikletlerde sürücünün bedenini koruyan dış gövde bulunmadığından, çarpma veya devrilme anında enerjinin önemli bir bölümü doğrudan sürücü ya da yolcuya aktarılır. Bu nedenle kask, gözlük ve mevzuatta öngörülen diğer zorunlu koruyucu sistemlerin kullanılması, trafik güvenliğinin temel unsurlarından biridir.
Bununla birlikte eldiven, dizlik, dirseklik, koruyucu mont ve motosiklet botu gibi ekipmanların hukuken zorunlu olup olmadığı, somut mevzuat hükmü ve olayın özellikleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Kask Takmamanın Motosiklet Kazası Tazminatına Etkisi
Kask veya zorunlu koruyucu ekipmanın kullanılmaması, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunması olarak değerlendirilebilir. TBK m. 52 uyarınca hâkim, zarar görenin davranışının zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olduğunu tespit ederse tazminatı indirebilir veya bazı durumlarda tamamen kaldırabilir. Uygulamada bu durum “müterafik kusur” veya “zarar görenin birlikte kusuru” olarak ifade edilmektedir.
Ancak kask takmama tazminat indirimi her türlü yaralanma bakımından otomatik olarak uygulanmaz. İndirimin uygulanabilmesi için iki temel unsurun birlikte bulunması gerekir:
- Kask veya koruyucu ekipmanın kullanılmamış olması.
- Ekipman eksikliği ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması.
Örneğin baş veya beyin bölgesindeki yaralanmalarda kask kullanılmaması ile zarar arasında doğrudan bir bağlantı kurulabilir. Buna karşılık yalnızca bacak, kalça veya kaskın koruma alanı dışında kalan bölgelerde meydana gelen yaralanmalarda, kask takılmamış olmasının zararı artırdığı kabul edilemez.
Bu nedenle bilirkişi incelemesinde yalnızca “kask takılmamış” tespitiyle yetinilmemeli; yaralanmanın niteliği, vücut bölgesi, kaskın koruma kapasitesi, kaza mekanizması ve tıbbi bulgular birlikte değerlendirilmelidir. Uygulamada baş bölgesi yaralanmalarında yüzde 20 civarında müterafik kusur indirimi yapıldığı görülmekle birlikte, bu oran her olay bakımından değişmez ve otomatik bir tarife niteliğinde değildir. Hâkim, olayın bütün koşullarına göre hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapmalıdır.
Hız, Akrobatik Sürüş ve İzinsiz Yarış
2918 sayılı Kanun’un 52. maddesi, sürücülerin hızlarını yol, hava, görüş ve trafik koşullarına uydurmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle kavşaklara, yaya geçitlerine, virajlara, tepe üstlerine, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken hızın azaltılması gerekir. Motosikletlerde hızın artması yalnızca kaza ihtimalini yükseltmez; aynı zamanda sürücünün aracı kontrol etmesini zorlaştırır, durma mesafesini uzatır ve çarpışma anında açığa çıkan kinetik enerjiyi artırır.
Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi; izin verilen gösteriler dışında motosikletin tek tekerlek üzerinde, sele üzerine yatılarak, sele üzerinde ayağa kalkılarak, araç kendi etrafında döndürülerek veya tekerlek kaydırılarak kullanılmasını yasaklamaktadır. Bu tür hareketler yalnızca şekli bir trafik ihlali olarak görülmemelidir; akrobatik sürüş aracın denge ve yön kontrolünü doğrudan etkilediğinden, kazanın oluşumunda aslî veya tam kusur değerlendirmesine neden olabilir.
İzinsiz yarışlar bakımından ise 2918 sayılı Kanun’un 70. maddesi uygulanır. Yarış eylemi, idari para cezasının yanı sıra sürücü belgesinin uzun süreyle geri alınması ve yarışta kullanılan aracın trafikten men edilmesi sonuçlarını doğurabilir. Yarış veya aşırı tehlikeli sürüş sonucunda yaralanma ya da ölüm meydana gelmesi halinde, olayın Türk Ceza Kanunu bakımından bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesi de mümkündür; sürücünün tehlikeli sonucu öngörmesine rağmen sürüşe devam etmesi, bilinçli taksir değerlendirmesinin temel unsurlarından biridir.
7574 sayılı Kanun ile güncellenen ve 27 Şubat 2026 itibarıyla yürürlükte olan başlıca idari yaptırımlar aşağıdaki gibidir:
| İhlal | İdari para cezası | Diğer yaptırımlar |
|---|---|---|
| Akrobatik sürüş (KTK m. 66/1-f) | 46.000 TL | Sürücü belgesi 60 gün geri alınır, araç 60 gün trafikten men edilir |
| İzinsiz yarışa katılan sürücü (KTK m. 70) | 46.000 TL | Sürücü belgesi 2 yıl geri alınır, araç 60 gün trafikten men edilir |
| İzinsiz yarış düzenleyenler (KTK m. 70) | 16.000 TL | — |
| Kask/koruma gözlüğü takmama, ilk ihlal (KTK m. 78/1-b) | 2.500 TL | — |
| Kask takmama, 1 yıl içinde 2. ihlal (KTK m. 78) | 5.000 TL | — |
| Kask takmama, 1 yıl içinde 3. ve sonraki ihlaller (KTK m. 78) | 10.000 TL | — |
| Emniyet kemeri takmama (KTK m. 78/1-a) | 2.500 TL | 1 yılda 4+ ihlalde sürücü belgesi 30 gün geri alınır |
| Tehlikeli sürüşü sosyal medyada özendirme (KTK Ek m. 20) | 25.000 TL | — |
Sosyal Medyada Tehlikeli Sürüşün Özendirilmesi
Motosiklet kullanıcılarının hız, yarış ve akrobatik hareketleri sosyal medya üzerinden paylaşması, günümüzde trafik güvenliği bakımından ayrı bir risk alanı oluşturmuştur. 2918 sayılı Kanun’un Ek 20. maddesi, kanun tarafından idari yaptırıma bağlanan trafik ihlallerini sosyal medya, internet, basın, yayın veya diğer dijital araçlar yoluyla paylaşarak bu ihlalleri yapmaya özendirmeyi ve övmeyi yasaklamaktadır. Bu düzenleme, yalnızca tehlikeli sürüşü yapan kişiyi değil, bu davranışı görünür ve cazip hale getirerek başkalarını etkileyen kişiyi de hedef almaktadır.
Ancak her motosiklet videosunun otomatik olarak “özendirme” kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir; ifade özgürlüğü ile trafik güvenliğinin korunması arasındaki denge gözetilmelidir. Bir paylaşımın yaptırıma tabi tutulabilmesi için;
- Yasaklanmış somut bir trafik eyleminin bulunması,
- Eylemin övülmesi, teşvik edilmesi veya cazip gösterilmesi,
- Paylaşımın aleni veya dijital ortamda erişilebilir olması,
gibi unsurların somut biçimde ortaya konulması gerekir. Bu tür dosyalarda ekran görüntüsü, video kaydı, paylaşım tarihi, kullanıcı adı, bağlantı adresi, yorumlar ve paylaşımın erişim durumu önem taşır. Dijital delillerin değiştirilmediğinin ve usulüne uygun şekilde elde edildiğinin ortaya konulması, idari veya adli sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından zorunludur.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu
Motosiklet kullanımındaki her kural ihlali Türk Ceza Kanunu‘nun 179. maddesi anlamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmaz. Ehliyetsiz araç kullanmak, kask takmamak veya teknik bir trafik kuralını ihlal etmek çoğu durumda öncelikle idari yaptırım konusu olabilir. Ceza sorumluluğu bakımından ise somut olayda kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından gerçek ve somut bir tehlikenin meydana gelip gelmediği araştırılmalıdır.
Aşırı hız, ters yönde seyir, makas atma, yarış yapma, kontrolsüz akrobatik hareketler veya yoğun trafik içinde yayaların ve diğer araçların güvenliğini doğrudan tehlikeye atan davranışlar, olayın koşullarına göre TCK m. 179 kapsamında değerlendirilebilir. Burada belirleyici olan yalnızca sürücünün ehliyetinin bulunup bulunmaması değil, sürüş biçiminin trafiğin güvenli akışını fiilen tehlikeye sokup sokmadığıdır. Bu nedenle ceza soruşturmasında kaza tespit tutanağı, kamera görüntüleri, tanık anlatımları, hız verileri, bilirkişi raporları ve olay yeri inceleme bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
İşletenin, Araç Sahibinin ve Sigortacının Sorumluluğu
2918 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarınca motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlarda işletenin sorumluluğu esastır. İşleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu tutulabilir.
Araç sahibinin motosikleti ehliyetsiz, yaş şartlarını taşımayan veya gerekli sürücü belgesine sahip olmayan bir kişiye teslim etmesi, olayın koşullarına göre kendi sorumluluğunun ayrıca tartışılmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaştaki kişilere motosiklet kullandırılması, özen yükümlülüğünün ihlali ve zararın doğmasına katkı bakımından önem taşır.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçe teminatı ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenir. Sigorta şirketi, zarar görene karşı belirli koşullarda ödeme yapmakla yükümlü olmakla birlikte, sigortalıya veya işletene rücu edilip edilemeyeceği ayrıca incelenmelidir. Kask takılmaması, ehliyetsiz kullanım veya yarış gibi davranışların sigorta ilişkisine etkisi; üçüncü kişinin zararının tazmini, sigortacının rücu hakkı ve işletenin kusur durumu bakımından birbirinden ayrılmalıdır. Bu konular tek bir hukuki sonuç altında birleştirilmemelidir.
Moto-Kuryeler Bakımından İşveren Sorumluluğu
Antalya ve Alanya gibi turizm bölgelerinde motosikletli kurye faaliyetlerinin yoğun olması, trafik güvenliği bakımından iş hukuku boyutunu da gündeme getirmektedir. Moto-kurye kazaları, olayın koşullarına göre iş kazası niteliğinde olabilir. İşverenin;
- Güvenli ve mevzuata uygun motosiklet temin etmesi,
- Kask ve diğer gerekli koruyucu donanımları sağlaması,
- Sürücüye eğitim vermesi,
- Çalışma ve dinlenme sürelerini gözetmesi,
- Aşırı hız veya teslimat baskısı oluşturmaması,
gerekir. İşverenin yalnızca koruyucu ekipmanı teslim etmesi yeterli değildir; ekipmanın gerçekten kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi, sürücünün yeterli eğitime sahip olması ve güvenli çalışma organizasyonunun kurulması da işverenin gözetme borcunun parçasıdır. Bu yükümlülüklerin ihlali, iş kazası tazminatı, SGK süreçleri, işverenin kusuru ve gerektiğinde ceza sorumluluğu bakımından sonuç doğurabilir. Moto-kurye kazalarında işveren sorumluluğunun nasıl belirlendiğine ilişkin ayrıntılı bilgi için Alanya iş hukuku avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kusur ve İlliyet Bağının Belirlenmesi
Motosiklet kazalarında kusur incelemesi, yalnızca trafik ihlalinin tespitinden ibaret değildir. Her bir ihlalin kazanın oluşumuna ve zararın artmasına etkisi ayrı ayrı incelenmelidir. Bilirkişi raporunda aşağıdaki başlıkların birbirinden ayrılması gerekir:
- Sürücünün hızını yol ve trafik koşullarına uydurup uydurmadığı,
- Kavşak veya geçiş hakkı kurallarına uyulup uyulmadığı,
- Akrobatik hareket veya yarış bulunup bulunmadığı,
- Sürücü belgesinin yeterli olup olmadığı,
- Kask ve diğer koruyucu ekipmanların kullanılıp kullanılmadığı,
- Kazanın meydana gelmesinde diğer araç sürücülerinin etkisi,
- Koruyucu ekipman eksikliğinin zararın miktarına etkisi.
Özellikle “kusur” ile “zararın artmasına katkı” kavramları birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin kask takmayan sürücü, kazanın meydana gelmesinde kusursuz olabilir; ancak baş yaralanmasının ağırlaşmasına katkıda bulunmuşsa tazminat bakımından müterafik kusurlu kabul edilebilir. Bu ayrım, hem tazminat hesabının hem de ceza sorumluluğunun doğru kurulması açısından önemlidir.
İdari Yaptırımlara Karşı Başvuru ve Delil Stratejisi
Kask takmama, akrobatik sürüş, izinsiz yarış veya diğer trafik ihlalleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara karşı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi çerçevesinde, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde yetkili Sulh Ceza Hâkimliğine başvuru yapılabilir. Bu süre içinde başvurulmaması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
Başvuru sürecinde şu hususlar incelenmelidir:
- İdari yaptırım tutanağının usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği,
- İhlalin hangi delile dayandırıldığı,
- Kamera veya radar kaydının bulunup bulunmadığı,
- Tutanaktaki araç ve sürücü bilgilerinin doğru olup olmadığı,
- Fiilin kanuni unsurlarının oluşup oluşmadığı,
- Sürücü belgesinin geri alınması veya aracın trafikten men edilmesi kararının gerekçeli olup olmadığı,
- Delillerin ilgilisine bildirilip bildirilmediği.
Sosyal medya kaynaklı dosyalarda ise paylaşımın kime ait olduğu, görüntünün tarihi, montaj veya kurgu ihtimali, paylaşımın bağlamı ve özendirme unsurunun bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Trafik idari para cezalarına itiraz süreci ve dilekçe hazırlığı hakkında daha ayrıntılı bilgiye trafik cezası avukatı rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Antalya ve Alanya Bakımından Uygulama Önerileri
Antalya, Alanya, Gazipaşa, Gündoğmuş, Mahmutlar, İncekum, Okurcalar, Konaklı, Payallar ve Avsallar gibi sahil ve turizm akslarında motosiklet güvenliği bakımından yalnızca ceza odaklı bir yaklaşım yeterli değildir. Yerel düzeyde aşağıdaki tedbirler değerlendirilebilir:
- Kaza ve ihlal yoğunluğunun bulunduğu kavşak ve güzergâhlarda problem odaklı denetim yapılması,
- D-400 ve bağlantı yollarında hız, kask ve sürücü belgesi kontrollerinin artırılması,
- Turizm işletmeleri ile moto-kurye firmalarının ekipman ve eğitim yönünden denetlenmesi,
- Küçük yaştaki kişilere motosiklet kullandırılmasının önlenmesi,
- Sosyal medya üzerinden yarış ve akrobatik sürüş organizasyonlarının takip edilmesi,
- Okullarda ve sürücü kurslarında uygulamalı motosiklet güvenliği eğitimleri düzenlenmesi,
- Kaskın yanı sıra gece görünürlüğünü artıran ekipmanların kullanımının teşvik edilmesi,
- Yerel kaza verilerinin mahalle ve güzergâh bazında düzenli olarak analiz edilmesi.
Bu tedbirler, yalnızca ihlal gerçekleştikten sonra yaptırım uygulanmasını değil, kazaların oluşmadan önce önlenmesini amaçlamalıdır.
Sonuç
Motosiklet kullanımı, bireysel ulaşım özgürlüğünün bir parçası olmakla birlikte, yüksek fiziksel risk içeren bir faaliyet niteliğindedir. Bu nedenle sürücü belgesi, yaş, hız ve kask ile diğer koruyucu donanım kuralları yalnızca şekli trafik düzenlemeleri olarak değil, yaşam ve beden bütünlüğünü korumaya yönelik emredici normlar olarak değerlendirilmelidir.
Kask veya koruyucu ekipman kullanılmaması halinde tazminat indirimi yapılabilmesi için, ekipman eksikliği ile somut zarar arasında uygun illiyet bağının kurulması gerekir. Aynı şekilde ehliyetsiz veya yetersiz belgeyle araç kullanılması, her olayda otomatik olarak kazanın nedeni veya tazminat indirimi sebebi sayılamaz. Akrobatik sürüş, izinsiz yarış ve sosyal medya üzerinden tehlikeli sürüşün özendirilmesi ise idari yaptırımın ötesinde, olayın koşullarına göre ceza sorumluluğu ve ağır kusur değerlendirmesine yol açabilir.
Bu sebeple motosiklet kazalarında idari, cezai, tazminat ve sigorta sorumlulukları birbirinden ayrılmalı; her bir hukuki sonuç somut deliller, kusur analizi ve illiyet bağı çerçevesinde incelenmelidir. Kaza sonrası zarar kalemleri ve sigorta başvuruları için Alanya tazminat avukatı sayfasına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kask takmamak motosiklet kazası tazminatını otomatik olarak azaltır mı?
Hayır. TBK m. 52 uyarınca indirim yapılabilmesi için kask eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir; örneğin bacak yaralanmasında kask eksikliği zararı artırmamışsa indirim uygulanmayabilir.
Ehliyetsiz motosiklet kullanmak her kazada tazminatı düşürür mü?
Hayır. Sürücü belgesizliğin kazanın oluşumuna veya zararın artmasına etkisi bulunmadığı durumlarda, salt ehliyetsizlik nedeniyle tazminat indirimi yapılmayabilir; illiyet bağı ayrıca araştırılır.
Motosikletle akrobatik sürüş veya izinsiz yarış hangi yaptırımları doğurur?
2918 sayılı Kanun’un 66/1-f maddesi akrobatik sürüşü, 70. maddesi izinsiz yarışı yasaklar. 2026 itibarıyla akrobatik sürüşe 46.000 TL idari para cezası ile 60 gün sürücü belgesi/araç men edilmesi, yarışa katılan sürücüye 46.000 TL ceza ile 2 yıl sürücü belgesi geri alma uygulanabilir. Yaralanma veya ölümle sonuçlanan durumlarda TCK bakımından bilinçli taksir değerlendirmesi de gündeme gelebilir.
Sosyal medyada tehlikeli sürüş paylaşmak yaptırıma tabi midir?
Evet, 2918 sayılı Kanun’un Ek 20. maddesi idari yaptırıma bağlı trafik ihlallerinin sosyal medyada özendirilmesini veya övülmesini yasaklamakta ve 25.000 TL idari para cezası öngörmektedir. Ancak her paylaşım otomatik olarak kapsama girmez; somut özendirme unsurunun bulunması gerekir.
Moto-kurye kazası iş kazası sayılır mı?
Olayın koşullarına göre evet. İşverenin güvenli araç, koruyucu ekipman, eğitim ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmemesi, iş kazası tazminatı, SGK süreçleri ve işverenin kusuru bakımından sonuç doğurabilir.
Trafik idari para cezasına nasıl itiraz edilir?
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi çerçevesinde, tutanağın tebliğinden itibaren 15 gün içinde yetkili Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulabilir; bu süreçte tutanağın usulüne uygunluğu ve delil dayanağı incelenir.
Motosiklet kazası kaynaklı tazminat talebi, trafik idari para cezasına itiraz veya trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamındaki bir soruşturma nedeniyle dosyanıza özel değerlendirme için bir ceza avukatıyla veya doğrudan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir. Yazıdaki idari para cezası tutarları, 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun metnine dayanmaktadır. Mevzuat değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel düzenlemenin kontrol edilmesi gerekir.
Son güncelleme: 24 Ağustos 2026